Opel Türkiye Kupası'nın ikinci gününde Pınar Karşıyaka'yı da rahat geçtik: 87-68. Özellikle ikinci yarının üçüncü dakikasından itibaren farkı açan takımımızda tüm oyuncular şans buldu. Andrew Nicholas 18 sayıyla en skorer oyuncumuz olurken attığı sayıların 10'unu serbest atışlardan kazanmış olması ve hiç üçlük atamaması günün en ilginç istatistiği oldu. Pınar Karşıyaka'da eski Efes Pilsen'li 3 oyuncu Barış Ermiş, Valentin Pastal ve Asım Pars forma giydiler.
Maça 2 takım da hücumda tutuk başlarken Efes Pilsen ilk sayılarını Woods’un bulduğu basket ile kazandı. Gregory ve Ender’in basketlerine Asım ve Hosley ile cevap veren Pınar Karşıyaka Marshal’ın pota altından bulduğu basket ile skorda dengeyi kurdu ve 5. dakika 6-6 beraberlikle geçildi. Nicholas’ın 3 sayılık basketinin ardından Hosley ile pota altından bir basket bulan Pınar Karşıyaka, Gregory’in sayılarına engel olmadı. Neal’in kazandırdığı 3 sayılık basket ile skordaki dengeyi koruyan İzmir temsilcisi 1 dakika içinde Huston-Wright ikilisinin etkili oyunu sonucunda potasında üst üste basketler gördü. İlk periyodu Efes Pilsen 20-14 önde tamamladı. İkinci periyoda Neal’in üst üste bulduğu 3 sayılık basketlerle iyi başlayan Pınar Karşıyaka, karşısında Kerem ve Hutson ile Efes Pilsen skor üretti. Üst üste top kayıpları yapan rakibi karşısında bu kez de Nicholas ile skor üreten İstanbul temsilcisi maçın 14. dakikasında farkı 11 sayıya çıkarttı(30-19). Marshall’ın hücumdaki gayretli oyunu ile farkın daha fazla açılmasına izin vermeyen İzmir temsilcisi Nicholas-Woods ikilisini savunmakta oldukça zorlandı. Hosley ve Valentin ile hücum organizasyonlarında başarı sağlayan İzmir temsilcisi farkı tek haneli rakamlara çekmeyi başardı ve ilk yarıyı Efes Pilsen 41-34 önde tamamladı.
Mücadelenin ikinci yarısına iki takım da karşılıklı basketlerle başladı. Pota altını iyi savunarak rakibini hataya zorlayan Pınar Karşıyaka maçın 23. dakikasında farkı 2 sayıya kadar indirdi(46-44). Ender’in 3 sayılık basketi ile skordaki suskunluğunu bozan İstanbul temsilcisi Nicholas ile de skor üretmeye başladı ve rakibinin farkı daha fazla eritmesine izin vermeyerek 26. dakikada skoru 56-47’ye taşıdı. Wright ve Mustafa ile sayılar bulan lacivert beyazlılar son periyoda da 67-55 önde girdi. Son periyoda serbest atışlardan bulduğu 4 sayı ile başlayan Efes Pilsen sadece Türk oyuncuları ile mücadele eden rakibi karşısında dış atışlardan bulduğu basketlerle etkili oldu ve farkı maçın 34. dakikasında 18 sayıya kadar çıkarttı(75-57). Farkı ve maçtaki üstünlüğünü koruyan Efes Pilsen maçtan da 87-68’lik skorla galip ayrıldı.
Opel Türkiye Kupası C Grubu’nda ikinci gün oynanan son maçın ardından basın mensuplarının yaptığı değerlendirme sonucunda maçın yıldızı Efes Pilsen takımından Drew Nicholas oldu. Nicholas ödülünü Ordu Basketbol İl Temsilcisi Halil Yılmaz’ın elinden aldı.
SALON: Kemal Yazıcıoğlu Spor SalonuHAKEMLER: Fatih Söylemezoğlu-Ozan Çakar-Alper ÖzgökEFES PİLSEN(87):Drew Nicholas 18, Loren Woods 8, Cenk Akyol 3, Kenny Gregory 13, Mustafa Abi 3, Kerem Gönlüm 6, Rashad Wright 9, Serkan Erdoğan, Ermal Kurtoğlu 6, Ender Arslan 15, Andre Hutson 6 PINAR KARŞIYAKA(68):Gökper Gen, Asım Pars 5, Barış Ermiş 5, Berkay Sahillioğlu 3, Erhan Yetim 2, Gary Neal 8, Can Terzioğlu, Volkan Çetintahra 8, Valentin Pastal 8, Quinton Hosley 16, Sean Marshall 131.PERİYOT:20-142.PERİYOT:21-203.PERİYOT:26-214.PERİYOT:20-13
Maçtan sonra düzenlenen basın toplantısında çalıştırıcımız David Blatt maçtaki tüm periyotları kazanmayı başardıklarını belirterek, “En iyi maçımızı oynamadık. Ancak tüm periyotları kazanarak orta karar bir oyun sergiledik. Kazanacak kadar oynadık. Pınar Karşıyaka çok iyi bir takım ve iyi mücadele ettiler. Biz kendi oyunumuzu bu gün istediğimiz gibi sergileyemedik. Bu akşamdan gereken dersleri çıkartacağız” dedi.
http://efesliler.blogcu.com/pinar-karsiyaka-yi-da-rahat-gectik_4306740.html
03.10.2007
12 Mart 2009 Perşembe
7 subat 1996 efes pilsen teamsystem bologna maçı
Efes Pilsen'in Koraç Kupası'nı kazandığı yıl yarı finalde karşılaştığı güçlü İtalyan takımı Teamsystem Bologna ile İstanbul'da yaptığı ilk maçtır. maçı 102-78 kazanmıştık. Ufuk Sarıca 12'de 9 üçlük atmış, maçı 39 sayıyla tamamlamıştı. O gün ne atsa giriyordu. İtalyanlar farkı kapatıcam diye taktik faul yapmaya başladıkça biz serbest atışları attık onlar hücumdan boş dönmeye başlamıştı. Fark böylece açildikça açildi. Ben liseye yeni başlamış bir öğrenci olarak o gün okula gitmemiş, benim gibi binlerce kişinin salonun önünde olduğuna şahit olmuştum. orta tribünün tam ortasındaki yerini almış ve Efes Pilsen tarihinin en etkileyici maçlarından birine şahitlik etmiştim.
Son yıllarda hem de uygun saatlerde oynanmasına rağmen salonların boş kaldığına tanık olanların o zamanları pek anlaması mümkün değil. Salonun önün öğlen saatlerinde dolmuştu. Biletix olmadığından biletçilerin gelmesi beklenirdi. Kalabalık gruplar halinde ya da en az 2 kişi gidildiğinden genelde bir grup gişenin önünde bekleri diğerleri kapıların önüne dizilirdi. Ben bu maça tek gittiğimden bilet kuyruğuna girmişti. Bileti aldığımda kapının önündeki kuyruğun ucu bucağı yoktu. Maça daha saatler olduğundan girememe gibi bir durum olamazdı ama bu önemli maçı kıytırık bir yerden izlemek de istemiyordum. Zira o zamanlar biletlerin üzerinde numara da yazmazdı. Biletimi aldım. Kuyruğun en önüne kaynadım. Ve maçı istediğim yerden tam göbekten, orta saha çizgisinin hizasından ve alt taraftan izledim. Muhteşem bir maçtı. Dönüşüm de Yedikule'den bindiğim banliyö treniyle olmuştu.
http://efesliler.blogcu.com/7-subat-1996-efes-pilsen-teamsystem-bologna-maci_4302111.html
02.10.2007
Son yıllarda hem de uygun saatlerde oynanmasına rağmen salonların boş kaldığına tanık olanların o zamanları pek anlaması mümkün değil. Salonun önün öğlen saatlerinde dolmuştu. Biletix olmadığından biletçilerin gelmesi beklenirdi. Kalabalık gruplar halinde ya da en az 2 kişi gidildiğinden genelde bir grup gişenin önünde bekleri diğerleri kapıların önüne dizilirdi. Ben bu maça tek gittiğimden bilet kuyruğuna girmişti. Bileti aldığımda kapının önündeki kuyruğun ucu bucağı yoktu. Maça daha saatler olduğundan girememe gibi bir durum olamazdı ama bu önemli maçı kıytırık bir yerden izlemek de istemiyordum. Zira o zamanlar biletlerin üzerinde numara da yazmazdı. Biletimi aldım. Kuyruğun en önüne kaynadım. Ve maçı istediğim yerden tam göbekten, orta saha çizgisinin hizasından ve alt taraftan izledim. Muhteşem bir maçtı. Dönüşüm de Yedikule'den bindiğim banliyö treniyle olmuştu.
http://efesliler.blogcu.com/7-subat-1996-efes-pilsen-teamsystem-bologna-maci_4302111.html
02.10.2007
Etiketler:
basketbol,
efes pilsen,
efesliler,
koraç,
teamsystem
İLK MAÇ İLK GALİBİYET
Sezonun ilk maçına Opel Türkiye Kupası'nda çıkan Efes Pilsen'imiz TTNet Beykoz karşısında zorlanmadan kazandı. 60-81 biten maçın en skorer oyuncusu 27 sayıyla Andrew Nicholas olurken Andre Hutson 17 sayı 13 ribaund ve 3 top çalmayla göz doldurdu. Sadece 2 haftadır tam takım halinde antrenman yapan takımımızın birbirine yabancılık çekmediği ve hızlı hücum sistemine adaptasyon sürecini atlatmaya çalıştığı gözlemlendi.
Mücadeleye Efes Pilsen Hutson’ın pota altından üst üste bulduğu basketlerle başladı. Gilbert’ın maçın 3. dakikasında bulduğu 3 sayılık basket ile ilk sayılarını üreten TTNet Beykoz karşısında Nicholas ve Kerem’in basketleri ile 5. dakikayı 10-5 Efes Pilsen üstün geçti. Nicholas ile çok kolay skor üreten lacivert beyazlılar, Ermal’in arka arkaya bulduğu 9 sayı ile maçın 8. dakikasında farkı 12 sayıya çıkarttı(10-22). TTNet Beykoz’un üst üste hücumlardan boş dönmesini Ender ve Nicholas ile iyi değerlendiren Efes Pilsen ilk periyodu 12-27 önde tamamladı. İkinci periyoda Caner ve Grays’in basketleri ile TTNet Beykoz iyi başladı. Ender’in basketine Grays ile hemen cevap veren sarı siyahlılar yaptıkları top kayıpları yüzünden farkı eritme çabalarında başarılı olamazken, 14. dakikayı Efes Pilsen 21-31 önde geçti. Huston ve Ender’in sayılarına Caner ile karşılık veren, Gilbert’ın 3 sayılık basketinin ardından Cem ile 2 serbest atışı olumlu kullanan TTNet Beykoz yakaladığı 7-0’lık seri ile 18. dakikaya girilirken farkı 5 sayıya indirdi(30-35). Ender, Gregory ve Nicholas ile skor üreten lacivert beyazlılar Umut Tınay’ın son saniyede bulduğu baskete engel olamasa da soyunma odasına 34-42’lik skorla galip giden taraf oldu. Maçın ikinci yarısına her iki takım da üst üste hücumlardan boş dönerek başladı. Efes Pilsen yaptığı agresif savunma ile rakibini top kayıplarına zorlarken, Nicholas ile arka arkaya 8 sayı buldu ve 23. dakikada farkı 16 sayıya çıkartarak skoru 34-50’ye taşıdı. Boyalı alana topu çok kolay geçiren ve bu bölgeden bulduğu sayılarla farkı giderek arttıran lacivert beyazlılar, hücum ribaundlarında da rakibine önemli bir üstünlük sağladı. Maçın 26. dakikasını 38-57 üstün geçen Efes Pilsen son periyoda da 44-62 önde girdi. Karşılaşmanın final periyoduna Levent’in 3 sayılık basketi ile başlayan TTNet Beykoz, Caner’in pota altından bulduğu basket ile mücadeleden kopmamaya çalışırken, Nicholas’ı durdurmakta oldukça zorlandı. Bu oyuncunun uzak mesafeden bulduğu 3 sayılık basketlerle lacivert beyazlılar maçın son 6 dakikasına 49-74 önde girdi. Maçın son dakikalarında da üstünlüğünü devam ettiren Efes Pilsen mücadeleden 60-81 galip ayrıldı.
Opel Türkiye Kupası C Grubu’nda oynanan ikinci maçın ardından basın mensuplarının yaptığı değerlendirme sonucunda maçın yıldızı Efes Pilsen takımından Drew Nicholas oldu. Nicholas’a ödülünü Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun verdi.
SALON: Kemal Yazıcıoğlu Spor SalonuHAKEMLER: Fatih Söylemezoğlu-İsmail Özgün-Can AtsürenTTNET BEYKOZ(60): Clarence Gilbert 8, Erdal Bibo, Gregory Grays 8, Levent Bilgin 3, Umut Tınay 2, Cem Çoşkun 16, Umut Görür 2, Chris Burgess 10, Caner Öner 8, Alper Yılmaz 3 EFES PİLSEN(81): Drew Nicholas 27, Cenk Akyol 3, Kenny Gregory 2, Mustafa Abi 2, Bora Hun Paçun, Kerem Gönlüm 2, Rashad Wright 4, Serkan Erdoğan 6, Ermal Kurtoğlu 9, Ender Arslan 9, Andre Hutson 17 1.PERİYOT:12-272.PERİYOT:22-153.PERİYOT:10-204.PERİYOT:16-19
http://efesliler.blogcu.com/ilk-mac-ilk-galibiyet_4301275.html
02.10.2007
Mücadeleye Efes Pilsen Hutson’ın pota altından üst üste bulduğu basketlerle başladı. Gilbert’ın maçın 3. dakikasında bulduğu 3 sayılık basket ile ilk sayılarını üreten TTNet Beykoz karşısında Nicholas ve Kerem’in basketleri ile 5. dakikayı 10-5 Efes Pilsen üstün geçti. Nicholas ile çok kolay skor üreten lacivert beyazlılar, Ermal’in arka arkaya bulduğu 9 sayı ile maçın 8. dakikasında farkı 12 sayıya çıkarttı(10-22). TTNet Beykoz’un üst üste hücumlardan boş dönmesini Ender ve Nicholas ile iyi değerlendiren Efes Pilsen ilk periyodu 12-27 önde tamamladı. İkinci periyoda Caner ve Grays’in basketleri ile TTNet Beykoz iyi başladı. Ender’in basketine Grays ile hemen cevap veren sarı siyahlılar yaptıkları top kayıpları yüzünden farkı eritme çabalarında başarılı olamazken, 14. dakikayı Efes Pilsen 21-31 önde geçti. Huston ve Ender’in sayılarına Caner ile karşılık veren, Gilbert’ın 3 sayılık basketinin ardından Cem ile 2 serbest atışı olumlu kullanan TTNet Beykoz yakaladığı 7-0’lık seri ile 18. dakikaya girilirken farkı 5 sayıya indirdi(30-35). Ender, Gregory ve Nicholas ile skor üreten lacivert beyazlılar Umut Tınay’ın son saniyede bulduğu baskete engel olamasa da soyunma odasına 34-42’lik skorla galip giden taraf oldu. Maçın ikinci yarısına her iki takım da üst üste hücumlardan boş dönerek başladı. Efes Pilsen yaptığı agresif savunma ile rakibini top kayıplarına zorlarken, Nicholas ile arka arkaya 8 sayı buldu ve 23. dakikada farkı 16 sayıya çıkartarak skoru 34-50’ye taşıdı. Boyalı alana topu çok kolay geçiren ve bu bölgeden bulduğu sayılarla farkı giderek arttıran lacivert beyazlılar, hücum ribaundlarında da rakibine önemli bir üstünlük sağladı. Maçın 26. dakikasını 38-57 üstün geçen Efes Pilsen son periyoda da 44-62 önde girdi. Karşılaşmanın final periyoduna Levent’in 3 sayılık basketi ile başlayan TTNet Beykoz, Caner’in pota altından bulduğu basket ile mücadeleden kopmamaya çalışırken, Nicholas’ı durdurmakta oldukça zorlandı. Bu oyuncunun uzak mesafeden bulduğu 3 sayılık basketlerle lacivert beyazlılar maçın son 6 dakikasına 49-74 önde girdi. Maçın son dakikalarında da üstünlüğünü devam ettiren Efes Pilsen mücadeleden 60-81 galip ayrıldı.
Opel Türkiye Kupası C Grubu’nda oynanan ikinci maçın ardından basın mensuplarının yaptığı değerlendirme sonucunda maçın yıldızı Efes Pilsen takımından Drew Nicholas oldu. Nicholas’a ödülünü Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun verdi.
SALON: Kemal Yazıcıoğlu Spor SalonuHAKEMLER: Fatih Söylemezoğlu-İsmail Özgün-Can AtsürenTTNET BEYKOZ(60): Clarence Gilbert 8, Erdal Bibo, Gregory Grays 8, Levent Bilgin 3, Umut Tınay 2, Cem Çoşkun 16, Umut Görür 2, Chris Burgess 10, Caner Öner 8, Alper Yılmaz 3 EFES PİLSEN(81): Drew Nicholas 27, Cenk Akyol 3, Kenny Gregory 2, Mustafa Abi 2, Bora Hun Paçun, Kerem Gönlüm 2, Rashad Wright 4, Serkan Erdoğan 6, Ermal Kurtoğlu 9, Ender Arslan 9, Andre Hutson 17 1.PERİYOT:12-272.PERİYOT:22-153.PERİYOT:10-204.PERİYOT:16-19
http://efesliler.blogcu.com/ilk-mac-ilk-galibiyet_4301275.html
02.10.2007
Etiketler:
basketbol,
beykoz,
efes pilsen,
efesliler,
opel türkiye kupası,
ordu
YENİ SEZON OPEL TÜRKİYE KUPASI'YLA BAŞLIYOR
Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası, Beko Basketbol Ligi finali ve Euroleague Top 16 ile bitirdiğimiz geçen sezonun ardından büyük bekleyiş sona eriyor. Efes Pilsen'imiz parkeye çıkıyor. Hedef Opel Türkiye Kupası. Mekan alışık olmadığımız bir yer: Ordu.
Opel Türkiye Kupası C grubunda yer alan Efes Pilsen'imiz Minnesota Timberwolves ile oynayacağı hazırlık maçından dolayı öne alınan grup maçları için Ordu'da. 3 gün sürecek maçlarda ekibimiz TTNet Beykoz, Darüşşafaka ve Pınar Karşıyaka ile karşılaşacak. Maçlar Kemal Yazıcıoğlu Spor Salonu'nda oynanacak ve Sky Türk'ten naklen yayınlanacak. Takımız ilk maçında TTNet Beykoz ile karşılaşacak ve maç 19:00'da başlayacak. Çalıştırıcımız David Blatt Türk Basketbolu’nun içerisinde bulunduğu için son derece mutlu ve şanslı olduğunu söyledi. Blatt, “Hem Efes Pilsen gibi ciddi ve önemli bir kulübün hem de Türk Basketbolu’nun bir parçası olmaktan çok mutluyum. Tüm takımlara çok güzel ve iyi bir sezon diliyorum. Bizi Ordu’da misafir eden kişilere de teşekkürlerimi sunuyorum. Bu tip organizasyonların böyle şehirlerde oynatılması da basketbolun yayılması anlamında çok önemli. Basketbol camiası toplumların en iyi tarafını gösterir. Bu camianın insanları ise görünüşleri ve tavirları ile genç insanlara örnek olmalıdır. Umarım bizi izleyenlere güzel, heyecanlı ve keyifli anlar yaşatırız. Eğer bunu başarabilirsek, Çetin’in yada benim kazanmamız önemli olmaz. Ama biz buraya oynayacağımız 3 maçı da kazanmaya geldik. Herkese iyi şanslar diliyorum” diye konuştu. Kaptanımız Mustafa Abi de son 2 sezonun Türkiye Kupası’nı müzelerine götürdüklerini vurgulayarak, “Biz bu serimizi devam ettirmek istiyoruz. Bunun için de ilk olarak Ordu’dan ilk iki takım arasına girerek ayrılmamız gerekiyor. Bu grubun favorisi gibi gözüküyoruz ancak maçlar sahada kazanılıyor ve çok ciddi 3 rakibimiz var. Antrenörümüz ile birlikte 4 yeni yabancı oyuncumuz ve yeni sistemimiz ile gerçekten yeni bir takımız. Sert ve güzel maçlar oynanacak. Tüm Ordulu basketbolseverleri maçlarımıza bekliyoruz” diye konuştu.
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-opel-turkiye-kupasi-yla-basliyor_4294965.html
01.10.2007
Opel Türkiye Kupası C grubunda yer alan Efes Pilsen'imiz Minnesota Timberwolves ile oynayacağı hazırlık maçından dolayı öne alınan grup maçları için Ordu'da. 3 gün sürecek maçlarda ekibimiz TTNet Beykoz, Darüşşafaka ve Pınar Karşıyaka ile karşılaşacak. Maçlar Kemal Yazıcıoğlu Spor Salonu'nda oynanacak ve Sky Türk'ten naklen yayınlanacak. Takımız ilk maçında TTNet Beykoz ile karşılaşacak ve maç 19:00'da başlayacak. Çalıştırıcımız David Blatt Türk Basketbolu’nun içerisinde bulunduğu için son derece mutlu ve şanslı olduğunu söyledi. Blatt, “Hem Efes Pilsen gibi ciddi ve önemli bir kulübün hem de Türk Basketbolu’nun bir parçası olmaktan çok mutluyum. Tüm takımlara çok güzel ve iyi bir sezon diliyorum. Bizi Ordu’da misafir eden kişilere de teşekkürlerimi sunuyorum. Bu tip organizasyonların böyle şehirlerde oynatılması da basketbolun yayılması anlamında çok önemli. Basketbol camiası toplumların en iyi tarafını gösterir. Bu camianın insanları ise görünüşleri ve tavirları ile genç insanlara örnek olmalıdır. Umarım bizi izleyenlere güzel, heyecanlı ve keyifli anlar yaşatırız. Eğer bunu başarabilirsek, Çetin’in yada benim kazanmamız önemli olmaz. Ama biz buraya oynayacağımız 3 maçı da kazanmaya geldik. Herkese iyi şanslar diliyorum” diye konuştu. Kaptanımız Mustafa Abi de son 2 sezonun Türkiye Kupası’nı müzelerine götürdüklerini vurgulayarak, “Biz bu serimizi devam ettirmek istiyoruz. Bunun için de ilk olarak Ordu’dan ilk iki takım arasına girerek ayrılmamız gerekiyor. Bu grubun favorisi gibi gözüküyoruz ancak maçlar sahada kazanılıyor ve çok ciddi 3 rakibimiz var. Antrenörümüz ile birlikte 4 yeni yabancı oyuncumuz ve yeni sistemimiz ile gerçekten yeni bir takımız. Sert ve güzel maçlar oynanacak. Tüm Ordulu basketbolseverleri maçlarımıza bekliyoruz” diye konuştu.
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-opel-turkiye-kupasi-yla-basliyor_4294965.html
01.10.2007
Etiketler:
basketbol,
efes pilsen,
efesliler,
opel türkiye kupası,
ordu
25.11.1993 Panathinaikos Efes Pilsen
Torino'da Kulüpler Kupası'nda elenip kupayı kaybettiğimiz sezonun ertesi. Artık Avrupa'da başarı kazanılabileceği gibi absürd bir fikirin Türk kamuoyunda seslendirilebildiği zamanların başlangıcı. Klasik Efes Pilsen kadrosuna yani Tamer'li Ufuk'lu Volkan'lı Naumoski'li kadro henüz efsane olmamıştı.Efes Pilsen'in en unutulmaz sayılarından olan Volkan Aydın'ın geri pas olmasın diye koşup orta saha çizgisinde yakaladığı topu ordan atıp 3'lük bulduğu maç da bu maçtır. Ama maçın yıldızı 37 sayıyla oynayan Ufuk Sarıca oldu. Muhteşem bir seyirci vardı. Ama maçı kazanınca sahayı para yağmuruna tuttular. Maçı 15 sayı farkla rakibi sürklase ederek, Gallis'i Vrankovic'i kilitleyerek 67-82 kazandık. O sezon maçı yanılmıyorsam ATV veriyordu. Ben galibiyeti gazeteden öğrenmiş izleyemediğim için çok üzülmüştüm Zira Efesliliği 1 seneyi bile bulmamış biri olarak bu büyük galibiyete tanık olmak istemiştim. Ertesi gün ya da haftasonu maçın geniş özet şeklinde tekrarı yayınlandı.
http://efesliler.blogcu.com/25-11-1993-panathinaikos-efes-pilsen_4268549.html
27.09.2007
http://efesliler.blogcu.com/25-11-1993-panathinaikos-efes-pilsen_4268549.html
27.09.2007
Yeni Sezon Yeni Oyuncular
Hayal kırıklıklarıyla geçen bir sezonun ardından takımda çok büyük değişim yaşandı. Hem teknik kadronun başındaki isim değişti hem de yabancılar değiştirildi. 2 senedir TBL finalinde 4-0'la süpürülmüş, Avrupa'da ise son sene çeyrek finali bile görememiş bir takımın belki de buna ihtiyacı vardı. En son böyle bir değişikliği 1999-00 sezonunda yaşamıştık. O zaman da 2 senedir takım şampiyon olamıyordu. Önceki senede de Avrupa'da gelmeyen başarı üzerine takım gençleştirilmiş, Volkan Aydın, Ufuk Sarıca, Petar Naumoski, Murat Evliyaoğlu, Zoran Savic gönderilmişti. Yerlerine İbrahim Kutluay, Damir Mulaomerovic, Arda Vekiloğlu, Mark Jackson gibi oyuncular alınmıştı. Aydın Örs'le başlanan sene de 1 aylık Oktay Mahmuti macerası dışında Ergin Ataman'la tamamlanmıştı. gerçi kadro değişikliği Türkiye'de şampiyonluk getirmemişti ancak üst üste 2 Final Four yaşanmıştı.1999 değişiminde olduğu gibi bu sene de takımdan gönderilen pek çok oyuncu oldu. Yerlerine tamamen farklı oyun yapısında yabancılar alındı. Teknik kadro değiştirildi. Değişim en azından Avrupa arenasında kez işe yaramıştı. (Avrupa'da diye vurguluyorum çünkü değişimin yaşandığı Final 4 oynadığımız o 2 sene türkiye'de şampiyon olamamıştık.) Önceki yazımda da söylediğim gibi çok fazla bilgimiz olmayan yabancı oyuncular ve yeni Türk oyunculara üstünkörü bakalım:Serkan ERDOĞANÜzerine en az laf söylenmesi gereken kişi o. Kolejliler'de yetişip Tuborg'da 1 lig oyuncusu olduğunu ispatlamıştı. Hele Tofaş'a Ankara'da 18 sayı atınca transfer edildi. Tofaş kapanana kadar "genç yetenek" kadrosundan sıra ısıtmış, David Rivers'a, Rashard Griffith'e havlu, su servisiyle meşgul olmuştu. Ülker'de kendini gösterdi. istatistiklerini 2'ye 3'e katladı ve İspanya'nın yolunu tuttu. ACB'de ve Euroleague'de Tau formasıyla yaptıkları ortada. İspanyollar onu hala ilk sene takımını final 4'a çıkardığı 25 dakikada 24 sayı attığı Panathinaikos çeyrek final maçıyla hatırlıyor. Az süre bulmasına rağmen iyi işler yaptı. Geçen sene Avrupa Ligi'nde 12,1 sayıyla oynadı. 3 ve daha az sayı attığı 4 maçı çıkardığımızda ortalaması 14,5 oluyor ki bu İbrahim Kutluay ve Hidayet Türkoğlu'nun gidişinden sonra ilk kaliteli şutörümüze merhaba diyebileceğimiz anlamına geliyor. Kafalardaki tek soru işareti ise Avrupa Şampiyonası'nda oynayamamasının -en azından görünürdeki- sebebi olan sakatlığı. Sezon sonuna doğru bir sorun yaşamayacağımızı ümid ediyorum. Ender ARSLANDoğma büyüme bir Efesli. Küçük bir Antalya macerasının dışında Türkiye'de sadece Efes'te oynadı. O sene alt yapı oyuncuları verilerek oluşmasını sağladığımız Antbirlik formasıyla Efes'e 18 sayı sallayınca hemen kadroya alındı. 8 gün sonra Efes formasıyla Ülkerspor karşısındaydı. Efes'in en büyük yatırımı onaydı. Ama Efes'te hiç bir zaman istenilen seviyeye ulaşamadı. Ek bilgi olarak vereyim o Ülkerspor maçında 3'te 0 ile oynadı hiç sayı atamadı. Bir sene önce Efes Pilsen'den ayrılmasında da işte bunun gibi etkisiz silik oyunları etkili olmuştu. 4-0'la süpürüldüğümüz 2006 finallerinde Ender Arslan, Marko Popovic, Barış Ermiş üçlüsü Vbrica Stefanov ve Cüneyt Erden tarafından kelimenin tam anlamıyla ezilince takımdan gönderildi. 1 senelik Avrupa macerasında 3 takım değiştirdi. Olimpija Ljubljana'dan maddi sorunlar yüzünden ayrılmak zorunda kaldı. Tau Ceramica, Zoran Planinic'in sakatlığından dolayı geçici bir oyun kurucu aradığında İspanyol kulübüne gitti. Orda da zaman zaman iyi maçlar çıkarıyordu ama gel gitleri devam ediyordu. Top 16 maçlarında 1 maçta 12 dakikada Maccabi'ye 11 sayı atarken sonraki maçta pau Orthez'e 15 dakikada 0 çekebiliyordu. Planinic'in takıma dönmesiyle kenarda oturmak istemedi ve yunanistan'ın Panionios takımına geçti. Yunan Liginde 2 kez haftanın oyuncusu 1 kez de ayın oyuncusu seçildi. Olympiakos'a 17 sayı attığı maç Türkiye'de de ilgi gördü. Yarı finale kadar yükseldi. İyi bir sezon sonu geçirdi. Bu performansı sayesinde tereddütsüz olarak milli takıma alındı İspanya'daki Avrupa Şampiyonası'nda da gördük ki yine o kadar harka bi oyuncu olamamış ama Efes'in oyun kurucu rotasyonu içinde olmayı Can Akın ve Aleksander Rasic'ten daha fazla hakediyor. Gittiğine göre daha iyi bir seviyede. Loren WoodsBoyu muhtelif kaynaklarda 2.18 ile 2.13 arasında değişen 111 kilo ağırlığında Efes Pilsen'in pek de alışık olmadığı cüssede bir oyuncu. Zalgiris Kaunas'tan geldi. NBA'de pek çok takım dolaşmıştı. NBA'de fazlaca bir başarı gösteremediğinden Avrupa'ya geldi. Aslında Verilen şansı iyi değerlendiremediği Toronto'dan sonra geçen sezon için Sacramento ile anlaşmıştı. Hatta 2 hazılık maçında da oynadı. Belki sakatlık belki de 2 maç sonunda toplam sadece 5 sayı 1 ribaund yapabilmesinden dolayı takıma alınmadı. Avrupa'ya geldiğinde Zalgiris Avrupa Ligi'nden elenmişti. Yoksa ordaki performansını da görebilecektik. Ama Litvanya Ligi'nin kazanılmasında Zalgiris'in en büyük silahı oldu. Final serisinin son maçında 19 sayı 14 ribaundla pota altını domine edip takımının şampiyonluğa ulaşmasını sağladığı maç Zalgrisliler için hala çok özeldir. Litvanya'daki ortalamaları 15 sayı 11,4 ribaund 2 bloktu. Ayrıca Baltık Ligi Final four'unda da boy gösterdi. Takımı ikinci olurken her iki maçta da ikili çifte (double double) yaptı. NBA'de çok iyi anıları olmasa da en azından Litvanya'daki performansı umut verici. Diğer yabancıların aksine Avrupa'nın önemli kulüplerinden birinin önemli bir oyuncusunu transfer ettiğimizi düşündüğümüzde yabancı transferlerin en iyisi diyebiliriz. Prkacin, Ermal ve bir genç oynatılmayan bir genç oyuncudan oluşan 5 numara rotasyonumuzda herhangi bir pivotumuzun istatistiklerde ikili çifte yapması uzun zamandır unuttuğumuz bir durum. Prkacin'in geçen seneki genel olarak etkisiz oyunu göz önünde tutulduğunda 5 numara pozisyonunda daha iyi bir konumda olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabiki kadromuzda en üst düzey 2-3 pivottan birisini katmış olmadık ama gücümüzü arttırdık. Kenny GREGORYCanını yakanı oyuncuyu transfer et stratejisi Efes'in nadiren de olsa başvurduğu bir yöntem. Kara perşembe diye bildiğimiz Efes'in Final 4'dan İstanbul'da elendiği Asvel maçında takımın yıldızı olan Brian Howard'ı almıştık. 1 sene idare eder denilebilecek bir oyun oynayıp gitmişti. Efes tarihinde o maç kadar dramatik olmasa da geçen sene İstanbul'da yenildiğimiz Le Mans maçının yıldızıydı Gregory. Haftanın en büyük sürprizini benim içinse sezonun en büyük hayal kırıklığı olan maçta 21 sayı 10 ribaundla (ki o maçı Le Mans sadece 64 sayı atarak kazanmıştı.) takımın en skorer ve en ribaundcu oyuncusuydu. Hatta sezonun en yüksek sayısına ve ribaunduna ulaşmıştı. Fransa'da kazandığımız maçta 20 sayıyla sezonun kendisi için en yüksek ikinci sayısına ulaşmıştı. Efes Pilsen maçlarında ya yüksek motivasyonla oynuyordu ya da bizim 3 numaralarımız onu durdurmakta zorlanıyordu. Sebebi ne olursa olsun bu performansı Efes Pilsen yöneticilerinin ve de David Blatt'in dikkatini çekmeye başardı. Dış şutu çok da iyi olmayan bir oyuncu. Kendine güvenmediğinden çok fazla 3'lük denemiyor. Ancak dış şut denediğinde de fena sayılmaz. Avrupa Ligi'nde 3'lüklerde %52,2'liklerde %54'lük bir ortalama tutturdu ki ikisi de oldukça yüksek. Fakat 142 2'lik denerken tüm sezon boyunca denediği 3'lük sayısı sadece 25. Avrupa Ligi sezonunu 14.9 sayı 5.4 ribaunt ve 2.2 asist ortalaması ile bitirdi. Yani gönderilen Antonio Granger dış şutları ile etkili olup hava topu mücadelelerinde pek yokken teorik olarak Kenny Gregory'nin sık sık içeriye dalmalarını izleyeceğiz ve potadan dönen topa uzanan kollardan biri onun olacak. Bir nevi Mustafa Abi'nin sayı da atabilen hali diyebiliriz. İdeal Gregory performansı 10 sayı 4 ribaunt 2 asist şeklinde olabilir. Tabi sakatlanmaması da bizim için en kritik olan oyuncu o olacak. Cenk Akyol'un performansını arttırmaması durumunda tek ele gelir 3 numara o olacak. Barış Hersek ve Mustafa Abi konusunda da pek ümitli değilim. Ama bu da bir gelişmedir. Çünkü geçen sene özellikle de Granger'ın sakat olduğu dönemde 3 numarasız mücadele etmek zorunda da kalmıştık. İki senedir oynadığı Le Mans'ın özellikle geçen sene en iyi oyuncusuydu. Ama şimdi daha büyük bir takıma gelirken sorunlu olduğunu bildiğimiz dış şutunun dışında tek soru işareti küçük takımın büyük oyuncusundan, büyük takımın iyi oyuncusu statüsüne geçmeye alışıp alışamayacağı. Henry Domercant bunu başaramamıştı. Andre HutsonKüçük takımların büyük oyuncusu serisinin devamı. Son yılların en başarılı başarısını gösterip Yunan Liginde yarı finale kalan Panionios'un en önemli oyuncularından biriydi. Ender Arslan'ın da takım arkadaşıydı. Avrupa arenasında çok fazla boy göstermediğinden en az bilgi sahibi olduğum kişi de o. Türkiye ile en son teması Fiba'nın Avrupa Kupas'ında Türk Telekom'la karşılaştıkları maçlar. Atina'daki maçta 21 sayı 10 ribaundla ikili çifte yapmış, Ankara'da ise 17 sayı 11 ribaund ile yine ikili çifte ile bitirmişti. Fiba EuroCup'ta da 14,8 sayı 7,8 ribaund gibi iyi istatistiklerle tamamladı. Gruplardan sonra şampiyon Akasyavu Girona ile karşılaşmasalar beli finale kadar yürüyeceklerdi. Ayrıca vakti zamanında Darüşşafaka'nın tüm maçlarını kaybederek bizi rezil ettiği Uleb Cup'ta Makedonikos forması giymiş 21 sayı ile İstanbul'da Daçka'yı dağıtmıştı. O sezon Lietuvas Rytas'la Uleb Cup'da final oynamışlardı. Okuduklarımıza bakılırsa giderek performansını arttıran bir oyuncu. Geçen sene Yunan All Star maçının da MVP'si seçilmişti. Belki bu All Star maçları çok da önemli olmayan organizasyonlar ama ben kötü bir oyuncunun All Star'da en değerli oyuncu seçildiğini hiç görmedim. Hutson, Marcus Haislip'in yerine geldi. Onun kadar güzel hareketler yapmayacak, youtube'a koyacak bol bol malzeme vermeyecek. Kerem Gönlüm'le birlikte 4 numara pozisyonunda iyi bir ikili oluşturabileceklerini düşünüyorum. Ancak ilerleyen maçlarda ve özellikle maç kritik anlara girdiğinde ve sayı kabızlığı yaşadığımızda kilidi açabilecek bir oyuncu değil. Öyle durumlarda başka skorer bulup ribaunda koşması faul yaptırmasıyla yetineceğiz. Ayrıca boyu da pozisyonu için yeterli sayılmaz. Kerem Gönlüm ile değişmeli oynarken Bora Paçun veya Emre Bayav bu sene kendini gösterip biraz katkı sağlamasına ihtiyaç duyacağız. RASHARD WRIGHTİste daha küçük takımın büyük oyuncusu. Transferler içinde zayıf halkamız. Ve zayıf halka her zaman olduğu gibi yine oyun kurucu pozisyonunda. Pek çok küçük kulübü dolaştıktan sonra son küçük kulübü olan Oostende ile şampiyon oldu. Uleb Cup'ta gruptan bile çıkamadı. Önceki sene Hemofarm'la Uleb Cup'da yarı final oynamıştı. Onun da Ender Arslan ve Hutson gibi Panionios geçmişi var. Avrupa kariyerine Yunan takımıyla başlamıştı. Geçen sezon Uleb Cup'ı 17,4 sayı 3,5 asist 3,8 ribaunt ortalamalarıyla bitirdi. Asist sayısının ribaunttan az olması dikkat çekici.Olağan üstü, etkileyici sıradışı vs herhangi bir dikkat çekici özelliği bulunmayan bir oyuncu. Beko Basketbol Ligi'ne gelen orta sıra takımların etkili ama büyük takımlarda tutunamayan ABD'li oyun kurucularına benziyor. Geçen seneden örnek vermek gerekirse GS Cafe Crown'da Darrel Mitchell BJK Cola Turka'da Aubrey Reese veya Banvit'te Marque Perry neyse Wright da odur. Zaman zaman iyi oyun sergileyecek. 10 civarında sayı atacak çok fazla asist yapmayacak, top el yaktığında ortalıkta görülmeyecek cinsten. Eğer diğer oyun kurucumuz Kerem Tunçeri olsaydı belki daha ümitvar olabilirdik ama Ender Arslan - Rashard Wright ikilisi Papaloukas, Siskauskas, Diamantidis, Lakovic hatta Jasikevicius gibi oyuncular karşısında nasıl bir oyun sergileyebilirler varın siz düşünün.
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-yeni-oyuncular_4261731.html
26.09.2007
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-yeni-oyuncular_4261731.html
26.09.2007
Etiketler:
basketbol,
efes pilsen,
efesliler,
euroleague
Yeni Sezon Yeni Coach
Efes Pilsen'e ait çok çok az yoruma ulaşabiliyoruz. Küçük ve dar anlamda bir yeni sezon değerlendirmesini sizlerle paylaşıyorum
Efes Pilsen sezon öncesi hazırlıklarına devam ediyor. Basından çok fazla takip edemiyoruz. Küçük bilgi kırıntılarına şükrediyoruz. Bu konuda resmi internet sitesi bile çok yardımcı olmuyor.
David Blatt kendinden beklenmeyen bir fedakarlık gösterdi. Avrupa şampiyonu yaptığı Rusya'nın kutlamalarına bile katılmadı. İspanya'dan İstanbul uçağına atladı ve takımının başına geçti.
Yeni sezonda çok fazla bilgi sahibi olmadığımız Efes Pilsen için en azından başarılı bir çalıştırıcının transfer edildiğini gördük. Gerçi özgeçmişinde pek çok başarı var. 1996 ve 2002 yıllarında İsrail'de, 2005 yılında ise Rusya'da yılın koçu seçilmişti. 2004-05 sezonunda Dinamo St.Petersburg’u FIBA Avrupa Kupası’nda şampiyonluğa ulaştırmıştı.Geçtiğimiz sezonda ise çalıştırdığı Benetton Treviso tıpkı Efes Pilsen gibi son 16'ya kalamadan Avrupa Ligi'nden elenmişti. Tereddütlerimiz aslında Efes Pilsen'de uzun yıllardır dışardan bir coach gelmemesinden kaynaklanıyordu. Dışarıyı iki anlamda kullanıyorum. yabancı anlamında kullandığımda ilk ve tek yabancı çalıştırıcı 1986-87 sezonunda takımın başında olan Rusmin Halilovic'tir. Ki o sezon 14-8 normal sezon galibiyeti ile 3. bitirmiş şampiyonluğu da Karşıyaka'ya kaptırmıştık. Dışarıyı Efes Pilsen dışı diye düşünüğümüzde ise Aydın Örs'ün takımın başına geçmesinden beri Efes Pilsen kültürü içinden yoğrulmuş 3 isim yani Örs, Ataman ve Mahmuti takımı yönetti. Hepsi bizim çocukken şimdi "dışardan" biri ile sezn geçireceğiz. Üstelik bu kişi Efes Pilsen savunması diye -bu sene silinse de- nam salmış sistemin tersine hücum basketbolu oynatıyordu. Tabi Efes Pilsen'e 15 yılını vermiş Oktay Mahmuti'nin yerine gelmesi de ayrı bir burukluk yaratıyordu.
Bilmediğimize kuşkuyla bakarken Avrupa Şampiyonası ışıkların onun üstüne çevrilmesine sebep oldu. Gerçi grup maçlarını bilmiyoruz. Çok fazla izleme şansımız olmadı. İspanya'ya kaybettikleri 81-69'luk maçta ne oldu çok fikrim yok. Ancak gruplardan sonra yani kaybedenin turnuvaya veda edeceği en kritik günlerde takımına vites arttırmayı bildi. Bu seviyede her antrenörün aksiyoner yetenekleri vardır. Stratejileri, rakibi tahlilleri ona göre bir hareket planı yapılır. Ancak Blatt'in bu turnuvada reaksiyoner özelliklerini de gördük. Yani işler kötü gittiğinde, rakip beklenenin dışında bir oyun sergilediğinde oyuna anında ve doğrudan müdahalelerini gördük - ki bu her zaman Oktay Mahmuti'nin en çok eleştirdiğim eksikliği olmuştur. Yenilirken de geri dönebilmeyi sağlayan bir antrenör geçen seneye göre bir fark demektir.
David Blatt kendi deyimiyle Efes Pilsenli taraftarlara daha ofansif bir takım izlettireceğini söylüyor. Bu geçen sene de nüvelerini gördüğümüz bir şeydi. Jenkins'in, Haislip'in hücumda karıştırıcı göze hoş gelen ve dağınık oyunları bu nasıl bir Efes Pilsen düşüncesini akıllara getiriyordu. Hiç alışık olmadığımız güzellikte hücumlar izlerken savunmanın ise eski sertliğinden uzaklaştığını gözlemliyorduk.Şimdi hücum oyunu oynayan belki koş koş hücumlar için özel planları olan Efes Pilsen'i göreceğiz. Peki sahadakiler buna ne kadar uyacak. Hücum sisteminin baskınlığından savunma ne kadar yara alacak? Yine Efes Pilsen yönetiminin ketumiyeti ve basının ilgisizliği bizi sezon açılana kadar merakta bırakacak.
Serkan Erdoğan -bildiğimiz kadarıyla- sezonun en etkileyici transferi. Bildiğimiz kadarıyla diyorum çünkü diğer oyuncuların hazırlık kampındaki performanslarıyla ilgili tek argümanımız attıkları sayılar. Bu belirsizliğin bizler için geçerli olduğunu düşünüp, Blatt'in bir bildiği vardır diyorum. Tabi bunu da transferlerin onun bilgisi haricinde yapılmadığı iyimser varsayımıyla söylüyorum. Ancak tranferlerin hemen hepsinin önceki takımlarında en önemli 1-2 skorerden oldukları Blatt'in sistemine uyacaklarını düşündürüyor.
David Blatt ve Efes Pilsen'e üstünkörü bir bakış atmaya çalıştım. Bir sonraki yazıda yeni transferleri değerlendireceğim.
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-yeni-coach_4220951.html
20.09.2007
Efes Pilsen sezon öncesi hazırlıklarına devam ediyor. Basından çok fazla takip edemiyoruz. Küçük bilgi kırıntılarına şükrediyoruz. Bu konuda resmi internet sitesi bile çok yardımcı olmuyor.
David Blatt kendinden beklenmeyen bir fedakarlık gösterdi. Avrupa şampiyonu yaptığı Rusya'nın kutlamalarına bile katılmadı. İspanya'dan İstanbul uçağına atladı ve takımının başına geçti.
Yeni sezonda çok fazla bilgi sahibi olmadığımız Efes Pilsen için en azından başarılı bir çalıştırıcının transfer edildiğini gördük. Gerçi özgeçmişinde pek çok başarı var. 1996 ve 2002 yıllarında İsrail'de, 2005 yılında ise Rusya'da yılın koçu seçilmişti. 2004-05 sezonunda Dinamo St.Petersburg’u FIBA Avrupa Kupası’nda şampiyonluğa ulaştırmıştı.Geçtiğimiz sezonda ise çalıştırdığı Benetton Treviso tıpkı Efes Pilsen gibi son 16'ya kalamadan Avrupa Ligi'nden elenmişti. Tereddütlerimiz aslında Efes Pilsen'de uzun yıllardır dışardan bir coach gelmemesinden kaynaklanıyordu. Dışarıyı iki anlamda kullanıyorum. yabancı anlamında kullandığımda ilk ve tek yabancı çalıştırıcı 1986-87 sezonunda takımın başında olan Rusmin Halilovic'tir. Ki o sezon 14-8 normal sezon galibiyeti ile 3. bitirmiş şampiyonluğu da Karşıyaka'ya kaptırmıştık. Dışarıyı Efes Pilsen dışı diye düşünüğümüzde ise Aydın Örs'ün takımın başına geçmesinden beri Efes Pilsen kültürü içinden yoğrulmuş 3 isim yani Örs, Ataman ve Mahmuti takımı yönetti. Hepsi bizim çocukken şimdi "dışardan" biri ile sezn geçireceğiz. Üstelik bu kişi Efes Pilsen savunması diye -bu sene silinse de- nam salmış sistemin tersine hücum basketbolu oynatıyordu. Tabi Efes Pilsen'e 15 yılını vermiş Oktay Mahmuti'nin yerine gelmesi de ayrı bir burukluk yaratıyordu.
Bilmediğimize kuşkuyla bakarken Avrupa Şampiyonası ışıkların onun üstüne çevrilmesine sebep oldu. Gerçi grup maçlarını bilmiyoruz. Çok fazla izleme şansımız olmadı. İspanya'ya kaybettikleri 81-69'luk maçta ne oldu çok fikrim yok. Ancak gruplardan sonra yani kaybedenin turnuvaya veda edeceği en kritik günlerde takımına vites arttırmayı bildi. Bu seviyede her antrenörün aksiyoner yetenekleri vardır. Stratejileri, rakibi tahlilleri ona göre bir hareket planı yapılır. Ancak Blatt'in bu turnuvada reaksiyoner özelliklerini de gördük. Yani işler kötü gittiğinde, rakip beklenenin dışında bir oyun sergilediğinde oyuna anında ve doğrudan müdahalelerini gördük - ki bu her zaman Oktay Mahmuti'nin en çok eleştirdiğim eksikliği olmuştur. Yenilirken de geri dönebilmeyi sağlayan bir antrenör geçen seneye göre bir fark demektir.
David Blatt kendi deyimiyle Efes Pilsenli taraftarlara daha ofansif bir takım izlettireceğini söylüyor. Bu geçen sene de nüvelerini gördüğümüz bir şeydi. Jenkins'in, Haislip'in hücumda karıştırıcı göze hoş gelen ve dağınık oyunları bu nasıl bir Efes Pilsen düşüncesini akıllara getiriyordu. Hiç alışık olmadığımız güzellikte hücumlar izlerken savunmanın ise eski sertliğinden uzaklaştığını gözlemliyorduk.Şimdi hücum oyunu oynayan belki koş koş hücumlar için özel planları olan Efes Pilsen'i göreceğiz. Peki sahadakiler buna ne kadar uyacak. Hücum sisteminin baskınlığından savunma ne kadar yara alacak? Yine Efes Pilsen yönetiminin ketumiyeti ve basının ilgisizliği bizi sezon açılana kadar merakta bırakacak.
Serkan Erdoğan -bildiğimiz kadarıyla- sezonun en etkileyici transferi. Bildiğimiz kadarıyla diyorum çünkü diğer oyuncuların hazırlık kampındaki performanslarıyla ilgili tek argümanımız attıkları sayılar. Bu belirsizliğin bizler için geçerli olduğunu düşünüp, Blatt'in bir bildiği vardır diyorum. Tabi bunu da transferlerin onun bilgisi haricinde yapılmadığı iyimser varsayımıyla söylüyorum. Ancak tranferlerin hemen hepsinin önceki takımlarında en önemli 1-2 skorerden oldukları Blatt'in sistemine uyacaklarını düşündürüyor.
David Blatt ve Efes Pilsen'e üstünkörü bir bakış atmaya çalıştım. Bir sonraki yazıda yeni transferleri değerlendireceğim.
http://efesliler.blogcu.com/yeni-sezon-yeni-coach_4220951.html
20.09.2007
Etiketler:
basketbol,
david blatt,
efes pilsen,
efesliler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)