4 Mart 2010 Perşembe

Efes Pilsen vs. ןɐǝR pıɹpɐM

Çok önemli bir maç. Kazanmak zorunda olduğumuz maçları sevmiyorum. Bu da öyle maçlardan biri. Hedef galibiyet. Ve tüm takımların sonuncu ve 1. olma şanslarının devam ettiği süreçte diğer hedef 7+ galibiyet.

Efes Pilsen’in 77 sayısını ne kadar sevdiğini gördük bu sene. 77 sayı attığı veya yediği maçlar havada uçuşuyor. Efes Pilsen normal sezona deplasmanda 77-70’lik Lietuvas Rytas galibiyeti ile başlamıştı. İstanbul’da Rytas’ı 15 lik yapıp göndermişti. Top 16’ya da yine deplasmanda ve yine 77-70’lik Real Madrid mağlubiyeti ile başladı. Rövanşta Rytas’a uyguladığı tarifeyi Real Madrid’e de uygular inşallah.

Heyecan üst seviyede olduğundan değerlendirme yapmak istemiyorum. Çok da iyi değilim sanırım bu konuda. Yine de paylaşayım.

Maccabi'nin uzunları zayıf olduğundan 2 uzunla sahada olmak önemliydi. Şimdi Real Madrid'in Tomic ve Lavrinovic'i olduğu için uzunlar önemli. 1-2 numaralarda 1-1 eşleşmelerimiz var. Popovic’in Llull’u durduracağını ümit ediyorum. Teorik olarak 1 ve 2'de yakın eşleşmelerimiz var. Yani 1 ve 2 numaralardaki oyuncularımız rakibin oyuncularına denk düşünebiliriz. 5 numarada ise seçeneğimiz daha fazla. Real Madrid’in kadrosu 4 numara cenneti. Nachbar'la Garbajosa'nın baş başa kalmasını istemem. 4 numarada, pivotların performansına ya da 4 kısaya dönüldüğünde Shumpert-Nachbar ikilsinin kendilerinden beklenmeyecek ölçüde başarılı olmalarına mahkumuz. Ama olur da bu dört pozisyonda denklik sağlayabilirsek 3 numaradan Nachbar'la büyük fark yaratabiliriz. Çünkü Nachbar eşleşme sorunu yaratabilecek tek oyuncumuz gibi görünüyor. Üstelik Shumpert gibi savunmayı da boşlamıyor.

Her neyse.. Bu akşam salon hınca hınç dolu olacağını, vaktiyle Murat Murathanoğlu’nun sıklıkla ifade ettiği gibi Abdi İpekçi Spor Salonu’nun tarihi günlerinden birini yaşayacağını ümit ediyorum. Ben Ankara’da olduğumdan optel odamda hoplayıp zıplamaktan fazlasını sağlayamıyorum.

Bu akşam yeni bir zafer yaşayalım. ןɐǝR pıɹpɐM'i baş aşağı edelim.

Aile Babası Rakocevic

Güldüğün gibi bu akşam bizi güldür Rako. İspanyol takımını da sok makinaya...

3 Mart 2010 Çarşamba

Ricky Davis vs Efes Pilsen

NBA'in muhteşem organizasyonuna saygı duyuyorum. Pazarlama denen şeyin dibine kadar kullanılmasındaki başarılarından dolayı takdir de ederim. Ama NBA'i sevmem. Herhangi bir ligden daha özel bir şekilde takip de etmem. İşte bu yüzden Efes Pilsen - Minnesota Timberwolves maçının oynanacağı zaman rakip kadroya baktığımda bana pek aşina gelmemişti. Sadece 2 kişiyi biliyordum. Birisi Marko Jaric ki oynamadı bile. Diğeri ise Ricky Davis. Onunsa suratını bile bilmem. Yani karşıma dikilse hey dostum senin sorunun ne biliyo musun falan dese kim lan bu yarma der kaçarım.

Herhangi bir NBA takımıyla maç yapan tek Türk takımı Efes Pilsen'dir. Organizasyonlarına duyduğum saygıdan dolayı benim için, NBA tutkunu kalabalıklar içinse sadece NBA takımı ile karşılaşmış olmasından dolayı önemli bir durumdur bu.

Türk Telekom'un yeni transferi Ricky Davis Minnesota formasıyla İstanbul'a gelmişti. Hatta takımının en skorer iki oyuncusundan biri olmuştu. Ricky Davis'i ilk defa Türkiye'de basketbol oynayacak zannedenlere küçük bir hatırlatma olsun benden. İşte Ricky Davis vs Efes Pilsen:



Telekom - Serkan Erdoğan

Dün akşam Telekom maçındaydım. Fotoğraf makinamı yanımda götürmeyi unuttuğumdan salondan herhangi bir şey paylaşamıyorum.

Kapının önünde bilet satmaya çalışan Güçlüler yoktu. Kapıdaki güvenliklere sordum. Olay çıkarttıklarından bu maça gelmeyeceklerini söyledi. Sevindim açıkçası. İçerde bir grup vardı. Ama basket maçlarına gelen tayfaydı onlar. Aynı adamlar ama biraz çekidüzen verildikleri belliydi. Tabi büyük başkan el salla diye kim olduğunu bilmedikleri hamilerine iltifat etmeyi ihmal etmediler.
Maçın başında iyi savunma yaptı Telekom. Özellikle Lang çok etkiliydi. Ama takım olarak olmasa da bireysel hatalar geldi. Gran Canaria öne geçti. Sonra ruhsuz, isteksiz Telekom klasiği ile ilk yarı bitti. İkinci yarıda Telekom şahlandı. Baş kaldırdı. Mücadele etti. Biraz da mahkum oldukları dış şutlar girdi. Oyunu kazanacak noktaya geldiler. Ama üst üste 3 hücumda hata yapınca maçı kaybettiler. İlk defa Telekom'un kazanacağını düşünmüştüm. Hayal kırıklığına uğradım. Maçtan en olumlu nokta olarak Soner Şentürk'ün performansı aklımda kaldı.

Serkan Erdoğan bilindiği gibi İspanya'ya Alacante'ye transfer oldu. Zaten Efes'te olduğu gibi etrafa mutsuz mutsuz bakınıyordu. Kendisi için iyi olmuş.

Serkan'ın transferinin çok dolaylı da olsa Efes Pilsen'le alakası var. Efes Pilsen'in yarın karşılaşacağı Real Madrid bu hafta ACB'de Alacante'yle karşılaşmıştı. Real Madrid 40 satır mı 40 katır mı diyip 40 fark atmıştı. Bunun üzerine takıma takviye yapmak istediler. İspanya'da hala namı ve pazarı olan Serkan'ı transfer ettiler.

2 Mart 2010 Salı

İstanbul'da Son Real Madrid Galibiyeti

Efes Pilsen'in İstanbul'da Real Madrid'e şansı tutmuyor. 4 kez karşılaşmışız. Sadece 1 galibiyet var. Real Madrid karşısında o son galibiyetin tarihi 2 Aralık 2004. Yani üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş.

Maç sırasında Ankara'daydım. Evdeki televizyon cortlamıştı. Bi arkadaşıma maçı izlemek için gitmiştim. O sırada başka bi şey vardı televizyonda. Belki Şampiyonlar Ligi maçı olabilir. O maçın duraklamalarında, devre arasında falan izleyebilmiştim.

O maçtan elimdeki fotoğraflar bunlar:



1 Mart 2010 Pazartesi

BJKCT Galibiyeti

Artık BBL'de neyin ne olduğu aşağı yukarı belli olurken Efes Pilsen için normal sezonun kalan kısmının iki anlamı var. Birincisi Fenerbahçe Ülker'den 1 galibiyet fazla alıp play off finalinde saha avantajını kazanmak. İkincisi Euroleague'de forma giyemeyen oyuncuları değerlendirmek veya gönüllerini almak. Beşiktaş Cola Turka maçı da aynı havadaydı. Maçın sonlarında Efes Pilsen geride olmasına rağmen kazanacağından şüphe duymadım. Maçın önemli bir kısmını geride götürmesine rağmen bir rahatlık vardı. Efes kazandı.

Nachbar, bu takımda yeri olduğunu tekrar gösterdi. Akatlar'daki ilk maçta da coşmuştu. Aynı performansı tekrar gösterdi. Bu da BJKCT'nin şanssızlığı.

Lig en azından şimdilik önemini yitirmeye başladı. Fenerbahçe Ülker bir mağlubiyet daha alırsa Efes lige daha az konsantre olmaya devam edecektir. Bu hafta Fenerbahçe Ülker Pınar Karşıyaka ile oynayacak. Favori tabiki Fenerbahçe Ülker ama olası bir PKSK galibiyetinde işler karışır. Çünkü ligde ilk maçı Pınar Karşıyaka İstanbul'da kazanmıştı. FBÜ'nün mağlubiyeti PKSK'yı 1-0 önde başlatır. Peki böyle bir eşleşme mümkün mü? Evet mümkün. PKSK 6.-7. sıralarda geziniyor.

Maccabi Maçından

Maccabi maçında Charles Smith'in son saniye üçlüğünden sonra:


Fotoğraftakiler çoğunlukla Efesliler: