maccabi tel aviv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maccabi tel aviv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2010 Perşembe

Maccabi'yi Yendik

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Efes'in kötü oynadığında da kazandığı günleri özlemişim. Kazanmak her şeye rağmen güzel. Bu tür galibiyetlere ihtiyacımız varmış.

Maç analizi yapmaya zamanım yok. Aklıma düşen bir kaç şeyi paylaşmak istedim.

-Efes, savunma dahil olmak üzere olağan üstü bir maç oynamadı. Çok fazla sayıda boş şut imkanı verdi rakibine. Ve bu boş şutlar her zaman uzun mesafeli değildi. Boyalı alanın çevresine de rahatlıkla geldi Maccabili oyuncular. Ama Efes pota altını kararttı o ayrı. Tabi tersinden bakınca aynı cümleleri Maccabi için de kurabiliriz. Bütün verileri aynı kabul ederek sadece dış şut yüzdesi farklı olsa Efes tarihi farklarından birini elde edebilirdi. Veya Maccabi maçı kazanabilirdi. Tabi Efes savunma yapmadı demek de insafsızlık olur. Hatta Efes'in hücumda pota altını kullanmadığı dönemler de dikkate alınınca maçı kazanmasında savunmasının etkisi daha fazla oldu denilebilir. Maccabi'ye 56 sayı attırmak onca boş şut imkanı verilmesine rağmen yine de saygı duyulacak bir durumdur.

-Herkes Ergin Ataman'ın neden Rakocevic'i oynattığını yazıyor. Bu fazla safça bir soru. İki kez kadro dışı bırakmaya çalışıp beceremediği bir oyuncu o. Oynamasının %99 oranda nedeni kontratının büyüklüğü. O kadar para verilen oyuncunun oynatılmamasına yönetim izin vermedi. Ergin Ataman da ısrarla yer verip kendini daha da rezil etmesini mi bekliyor bilemem. %1 oranında da kariyeri, ismi, potansiyeli, daha önce yaptıkları etkin olmuş olabilir. Ben de maç sırasında ulan Rakocevic'le başlayan cümleler kuruyorum. Ona tahammül eden Ergin Ataman'a veryansın ediyorum. Ama her bir maçın öncesinde, bu maçın Rakocevic'in patlama maçı olacağına dair umudumu tazelemekten kendimi alamıyorum.

-Ergin Ataman'ın dediği gibi final 4 ayarında olmasa da gerçekten çok zorlu bir gruptayız. Ve gruptaki diğer 3 takımın her birisinin ortak özelliği pota altında yetersiz olmaları. Efes Pilsen uzunları diğer 3 takımdan daha üstün durumda. Bunu kullanmalıyız.
-Nachbar'ın bu takımda yeri var. Dün akşam aldığı sınırlı sürede girdiği bir kaç pozisyondaki savunma gayretiyle beni yerimden hoplattı. Lig maçlarında Shumpert'ın kesilip Nachbar'ın süre almasının zamanı gelmiştir.

-Efesliler'e teşekkür ederim. Olamadığım için kıskandığım güzel atmosferde iyi iş çıkarttılar. Borazanlar ve şapkalar kendi özkaynaklarımızın eseridir. Şiddet yok, küfür yok, basketbol var. Kapıda kuyruk olmuş yine. Fotoğraflar ajansspor'dan...


24 Şubat 2010 Çarşamba

Rakocevic vs Shumpert - Bluthental

Preston Sumpert ve şimdi Maccabi forması giyen David Bluthental 2006-07 sezonunda Climamio Bologna'da (yani bildiğimiz adıyla Teamsystem Bologna'da) takım arkadaşıydılar. Rakocevic fotoğraftaki gibi bu akşam da içeri daldığında karşısında Bluthental'i bulabilir. Burda sanki pozisyonu yakalamış, sayıyı bulacak gibi görünüyor. Ama ayakları artık o günlerdeki gibi hızlı değil. Aynı penetre şimdi olsa turnike fırsatı olur mu, olsa da çemberden sokabilir mi emin değilim. Shumpert da kenardan bakıyor. Bu akşam o Bluthental'in değil, Rakocevic'in tarafında olacak.

Maç Tau Ceramica ile Climamio Bologna arasında. Tarih 22 kasım 2006... O gün sahada olan tanıdıklar sadece fotoğraftakiler değil. Rakocevic'le birlikte mücadele eden bir kişi daha var. Serkan Erdoğan. Peki Climamio Bologna'nın koçu kim? Ergin Ataman.

Saflar farklılaşsa da pek çok kişinin tekrar bir araya geleceği bir maç olacak.

Maccabi'yi Yenmek

24 Kasım 2005'teki son Maccabi galibiyetinin üzerinden çok zaman geçti. Efes Pilsen'in kazanmak zorunda olduğu bir maç daha. İç saha mağlubiyetinin telafisi imkansıza yakın. Bu mecburiyet beni geriyor. Takımın gerginliği çok daha fazladır. Bu atmosferde çıkılacak maçın öndeğerlendirmesini yapmak, benim gibi subjektif yaklaşacak biri için çok zor. Hem bu yüzden hem de sadece sağ elimi kullanarak yazdığımdan fazla kelam etmeden bir kaç fotoğraf paylaşayım.

Bir önceki yazımda, o maça ilişkin elimde bulunan en net ve güzel fotoğrafı yayınlamıştım. Şimdi de daha flu olanları yayınlıyorum. 2005'te İstanbul'a son iki yılın Euroleague şampiyonu unvanıyla gelen Maccabi karşısındaki muhteşem mücadeleyi bu akşam da görmek ve mümkünse 10+ farkla kazanmak ümidiyle...




Not: Bu son maçın bir diğer özelliği de koç Oktay Mahmuti'nin, Efes Pilsen'in başında çıktığı 100. Avrupa Kupası maçı olmasıydı.

23 Şubat 2010 Salı

Son Maccabi Galibiyeti

Fotoğraf Efes Pilsen'in Maccabi'yi yendiği son maçtan. Bu pozisyonu çok iyi hatırlıyorum. Domercant, Parker'a pas arası yapmıştı. Şimdi NBA'de sürten Parker, hakem Brazauskas'a faul vermedi diye isyan ediyor. Sonra depar atıp Domercant'e yetişmeye çalışacak ama yeterli değil. Domercant smaçla bitiriyor pozisyonu. Tribünlerdeki coşku da dikkate değer. Domercant henüz orta sahada olmasına rağmen eller havada...

Ben bu maçı canlı izleyememiştim. Kadıköy'deydim ve arıza amirim yüzünden geç çıkmak zorunda kalmıştım. Maçın görüntülerini de sonradan izleyebilmiştim.

Efes Pilsen'in bu son Maccabi galibiyetinin istatistikleri burda. Maccabi'nin kadrosu da iyiymiş..

12 Şubat 2010 Cuma

Maccabi Maçı Sonrası

Efes kötü oynadı. Ama sadece bomboş pozisyonda bulduğu dış atışlardan çok azı, mesela 4'te 1'i girse kazanacağı bir maçtı. Bu Efes Pilsen için hala umut olduğunun da bir göstergesi, takımın kötü oynadığında bile maçta kalabileceğinin de.

Sezon başından beri değişmeyen tek bir şey var: Maç sonlarının çok kötü oynanması... Geçen haftaki Siena maçı da dahil olmak üzere önemli olan tüm maçlarda maç sonunu çok kötü oynadık. Siena maçında sonlara farklı önde girmenin sayesinde maç gitmedi. Ama kafa kafaya girilen her maçta sonlarda kötü oyunla kaybettik. Yaşlı bir takımla oynamanın yorgunluğundan da kaynaklanıyor olabilir bu durum.

Çok büyük bir fırsat kaçtı. Kazanılabilecek bir deplasmandı. Belki kazanılabilecek tek deplasmandı. Şimdi 25 şubattaki 2. Maccabi maçını 10 sayıdan farklı kazanmaya bakmak lazım. Tabi bunu yapmak için 62'den fazla sayı atmak, biraz dış şut sokmak, pota altında bulunan topları çemberin içine bırakabilmek gerekiyor.

11 Şubat 2010 Perşembe

Maccabi Maçı Öncesi

Vaktiyle Maccabi'yi rahat yenerdik. Son yıllarda pek çok Efes karşısındaki pek çok takımda olduğu gibi Maccabi de istatistiğini düzeltti. Son 4 maçın 3'ünü kazandı. Ama hala Efes'in 9-8 üstünlüğü var.

Efesliler'in Bandırma deplasmanından dönüşte Ergin Ataman Siena maçı için "parçalarız" demiş. Tabi "off the record" olarak. Bu sefer de kazanacağız diyor. Güvenmek istiyorum. Çünkü 2-3 senedir süren yenilme alışkanlığına Siena karşısındaki rahat galibiyet harika gelmişti. Ama deplasman galibiyetinin tadı başka.

Sky Turk sağolsun 2 haftadır gruptaki diğer takımların maçlarını izleyebildik. Maccabi hızlı bir takım. Öncelikle onların hücumdaki hızlarını düşürmemiz gerekiyor. Geriye çabuk dönmenin önemli olduğu bir maç. Bunda eksikliğimiz var. Ve bu özelliğimizi kullanabilecek hızlı bir oyun oynuyor Maccabi.,

Pota altında çok uzun olmasa da zıp zıp oyuncuları var. O yüzden pota altında bi sağ bi sol yapıp klasik pivot hareketlerine kasarsak kim olduğu belli olmayan bi zıp zıp blok vurabilir. Maccabi - Real Madrid maçında bunun örneklerini sıklıkla gördük.

Rakip yarı sahaya geçtiğimizde hareketli hücum ile pota atı oyuncusunu en son anda topla buluşturmak maçın anahtarı olacak. Bizim uzunlarımızı çemberin hemen yanında topla buluşturduğumuzda rakipte durduracak oyuncu yok. Hızlı hücumdan kastettiğim David Blatta tarzı hücum anlayışı değil. Top çarçabuk potaya göndermek değil. Savunma yerleştikten sonra bile hareketli ve pota altında en uygun pozisyonda pivotlarımızı topla buluşturacak hücum.

Umarım hızlı uzunları pota altımızı yol geçen hanına çevirmez. Telekom maçında gördük ki 2 uzun bu takım için önemli. İllaki 4 kısa deniliyorsa eşleşmede en az sorun çıkaracak takım Maccabi. Shumpert'a denk gelen oyuncuları var. Hatta Shumpert ve Nachbar'ın aynı anda sahada olması da etkili olabilir. Kısalara ve onların savunmalarına zaten güveniyorum, güvenmek istiyorum..