26 Şubat 2010 Cuma

Kerem Tunçeri vs Mire Chatman 2004

Bu haftasonu Efes Pilsen BJK CT ile karşılaşacak. Bu fotoğrafı, merakla beklediğim Kerem Tunçeri - Mire Chatman eşleşmesi ile ilgili kullanmayı planlıyordum. O maç geldi. Ama Chatman'ın gideceği aklıma gelmemişti.

Fotoğraf biraz eskilerden. İstanbul'daki Ülkerspor - Pau Orthez maçından. Şimdi Kerem Efes'te, Chatman kayıp. Ülkerspor'un çoğu Fenerbahçe'de, azı Trabzonspor'da. Pau Orthez zirvede. Ama Fransa 2. liginin zirvesinde..

25 Şubat 2010 Perşembe

Maccabi'yi Yendik

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Efes'in kötü oynadığında da kazandığı günleri özlemişim. Kazanmak her şeye rağmen güzel. Bu tür galibiyetlere ihtiyacımız varmış.

Maç analizi yapmaya zamanım yok. Aklıma düşen bir kaç şeyi paylaşmak istedim.

-Efes, savunma dahil olmak üzere olağan üstü bir maç oynamadı. Çok fazla sayıda boş şut imkanı verdi rakibine. Ve bu boş şutlar her zaman uzun mesafeli değildi. Boyalı alanın çevresine de rahatlıkla geldi Maccabili oyuncular. Ama Efes pota altını kararttı o ayrı. Tabi tersinden bakınca aynı cümleleri Maccabi için de kurabiliriz. Bütün verileri aynı kabul ederek sadece dış şut yüzdesi farklı olsa Efes tarihi farklarından birini elde edebilirdi. Veya Maccabi maçı kazanabilirdi. Tabi Efes savunma yapmadı demek de insafsızlık olur. Hatta Efes'in hücumda pota altını kullanmadığı dönemler de dikkate alınınca maçı kazanmasında savunmasının etkisi daha fazla oldu denilebilir. Maccabi'ye 56 sayı attırmak onca boş şut imkanı verilmesine rağmen yine de saygı duyulacak bir durumdur.

-Herkes Ergin Ataman'ın neden Rakocevic'i oynattığını yazıyor. Bu fazla safça bir soru. İki kez kadro dışı bırakmaya çalışıp beceremediği bir oyuncu o. Oynamasının %99 oranda nedeni kontratının büyüklüğü. O kadar para verilen oyuncunun oynatılmamasına yönetim izin vermedi. Ergin Ataman da ısrarla yer verip kendini daha da rezil etmesini mi bekliyor bilemem. %1 oranında da kariyeri, ismi, potansiyeli, daha önce yaptıkları etkin olmuş olabilir. Ben de maç sırasında ulan Rakocevic'le başlayan cümleler kuruyorum. Ona tahammül eden Ergin Ataman'a veryansın ediyorum. Ama her bir maçın öncesinde, bu maçın Rakocevic'in patlama maçı olacağına dair umudumu tazelemekten kendimi alamıyorum.

-Ergin Ataman'ın dediği gibi final 4 ayarında olmasa da gerçekten çok zorlu bir gruptayız. Ve gruptaki diğer 3 takımın her birisinin ortak özelliği pota altında yetersiz olmaları. Efes Pilsen uzunları diğer 3 takımdan daha üstün durumda. Bunu kullanmalıyız.
-Nachbar'ın bu takımda yeri var. Dün akşam aldığı sınırlı sürede girdiği bir kaç pozisyondaki savunma gayretiyle beni yerimden hoplattı. Lig maçlarında Shumpert'ın kesilip Nachbar'ın süre almasının zamanı gelmiştir.

-Efesliler'e teşekkür ederim. Olamadığım için kıskandığım güzel atmosferde iyi iş çıkarttılar. Borazanlar ve şapkalar kendi özkaynaklarımızın eseridir. Şiddet yok, küfür yok, basketbol var. Kapıda kuyruk olmuş yine. Fotoğraflar ajansspor'dan...


24 Şubat 2010 Çarşamba

Rakocevic vs Shumpert - Bluthental

Preston Sumpert ve şimdi Maccabi forması giyen David Bluthental 2006-07 sezonunda Climamio Bologna'da (yani bildiğimiz adıyla Teamsystem Bologna'da) takım arkadaşıydılar. Rakocevic fotoğraftaki gibi bu akşam da içeri daldığında karşısında Bluthental'i bulabilir. Burda sanki pozisyonu yakalamış, sayıyı bulacak gibi görünüyor. Ama ayakları artık o günlerdeki gibi hızlı değil. Aynı penetre şimdi olsa turnike fırsatı olur mu, olsa da çemberden sokabilir mi emin değilim. Shumpert da kenardan bakıyor. Bu akşam o Bluthental'in değil, Rakocevic'in tarafında olacak.

Maç Tau Ceramica ile Climamio Bologna arasında. Tarih 22 kasım 2006... O gün sahada olan tanıdıklar sadece fotoğraftakiler değil. Rakocevic'le birlikte mücadele eden bir kişi daha var. Serkan Erdoğan. Peki Climamio Bologna'nın koçu kim? Ergin Ataman.

Saflar farklılaşsa da pek çok kişinin tekrar bir araya geleceği bir maç olacak.

Maccabi'yi Yenmek

24 Kasım 2005'teki son Maccabi galibiyetinin üzerinden çok zaman geçti. Efes Pilsen'in kazanmak zorunda olduğu bir maç daha. İç saha mağlubiyetinin telafisi imkansıza yakın. Bu mecburiyet beni geriyor. Takımın gerginliği çok daha fazladır. Bu atmosferde çıkılacak maçın öndeğerlendirmesini yapmak, benim gibi subjektif yaklaşacak biri için çok zor. Hem bu yüzden hem de sadece sağ elimi kullanarak yazdığımdan fazla kelam etmeden bir kaç fotoğraf paylaşayım.

Bir önceki yazımda, o maça ilişkin elimde bulunan en net ve güzel fotoğrafı yayınlamıştım. Şimdi de daha flu olanları yayınlıyorum. 2005'te İstanbul'a son iki yılın Euroleague şampiyonu unvanıyla gelen Maccabi karşısındaki muhteşem mücadeleyi bu akşam da görmek ve mümkünse 10+ farkla kazanmak ümidiyle...




Not: Bu son maçın bir diğer özelliği de koç Oktay Mahmuti'nin, Efes Pilsen'in başında çıktığı 100. Avrupa Kupası maçı olmasıydı.

23 Şubat 2010 Salı

Son Maccabi Galibiyeti

Fotoğraf Efes Pilsen'in Maccabi'yi yendiği son maçtan. Bu pozisyonu çok iyi hatırlıyorum. Domercant, Parker'a pas arası yapmıştı. Şimdi NBA'de sürten Parker, hakem Brazauskas'a faul vermedi diye isyan ediyor. Sonra depar atıp Domercant'e yetişmeye çalışacak ama yeterli değil. Domercant smaçla bitiriyor pozisyonu. Tribünlerdeki coşku da dikkate değer. Domercant henüz orta sahada olmasına rağmen eller havada...

Ben bu maçı canlı izleyememiştim. Kadıköy'deydim ve arıza amirim yüzünden geç çıkmak zorunda kalmıştım. Maçın görüntülerini de sonradan izleyebilmiştim.

Efes Pilsen'in bu son Maccabi galibiyetinin istatistikleri burda. Maccabi'nin kadrosu da iyiymiş..

22 Şubat 2010 Pazartesi

Kırdım Parmağımı


Bir süre önceki anımda Leverkusen maçına gitmekten vazgeçince köpeklerin saldırdığını yazmıştım. Bu sefer Adana'ya, biraz da mücbir sebeplerden dolayı gitmekten vazgeçtim. Yine cezamı gördüm. ODTÜ'de basket oynarken potadan seken bir top sol el baş parmağımı kırdı. Hayatımın ilk kırık tecrübesini de yaşamış oldum. Çok can acıtıcı bir durummuş. Bir de hastanede o an, çelik atel denen aslında bir tarafında çelik olan suntanın bulunmaması ayrı bir skandaldı. O elle pazar günü açık medikalci aradım.

Ama yine de Allah'a şükür. Bırakın daha kötüsünü, sağ baş parmağım bile olsa beni bitirirdi. Yıllar önce okuduğum bir makale insanoğlunun gelişmesinde baş parmağın öneminden bahsediyordu. Doğruymuş. Baş parmak olmadan insan en basit hareketlerde bile çok zorlanıyor. Bir de hastanede çok daha büyük kırıklardan dolayı kalan yaşlı insanlar gördüm. Allah'a, kendi halimden dolayı şükrettim.

Herkese sağlıklı günler dilerim.

Not: Yukardaki fotoğraf dünyada çekilen ilk röntgene aitmiş.

19 Şubat 2010 Cuma

Adana Hayal Oldu

İşim yüzünden gidemedim Adana'ya. Gidiş biletim yandı. Dönüşü açık bilete çevirdim. Tarsus'taki arkadaşlarıma kazık atmış gibi oldum. Onlar işini bana göre ayarlamıştı. Daha önemlisi resmen hasretini çektiğim Adana kebabı da yiyemeyeceğim. Efesliler.org pankartını da getirtmiştim. Muhtemelen bugünkü Banvit maçını bile izleyemeyeceğim. Bunun hıncını almak için yarın Odtü'de en az 3 saat basket oynamayı planlıyorum..

Fotoğraf galiba Adana'daki Hasan Usta Kebap'ın içerisinden...