4 Aralık 2009 Cuma

Ayhan Şahenk'in Potaları

Ayhan Şahenk Spor Salonu'nun potaları büyülüdür. Herkesin topu geçmez çemberlerinden.

Efes Pilsen mecbur kaldığı için Ayhan Şahenk'te 2 maç oynadı. İkisinde rakiplerin atabildikleri sayı ortalaması 63. Kalan 4 maçta ise Efes'in yediği sayı ortalaması ise 85,5

Efes Pilsen çok iyi savunma mı yapıyor. Evet zaman zaman çok iyi savunma yapıyor. Çok sayı yediği maçlarda bile aralıklarla etkili savunmalarını görüyoruz. Ama iyi savunmadan sonra savunmayı bıraktıkları da oluyor. Hatta bu gel-gitli oyun Efes'in en büyük sıkıntılarından biri.

Her neyse.. Bu sert, smaç vurulduğunda bile esnemeyen çemberler, yabancısı olana da olmayana da zorluk çıkarmaya devam ediyor.

Efes Pilsen ve 77

Futbol maçı olur anlarım. 3 maç kazanmışsındır. 3'ünde de 2 gol atarak kazanmışsındır. 2-0 2-1... İlginçtir yine ama makul diye kabul edilebilir. Çünkü skor az olduğundan ihtimal de az.

Ama basketbolda durum tabiki farklı. 45'in üstünden 120 civarına kadar değişik skor elde edebilir.

Efes Pilsen bu zoru başardı. Euroleague'de bu sezon 3 maç kazandı ve 3'ünde de 77 sayı attı. Ve bu 3 maç da ev sahibi olduğu maçlardı. Bu ne ilginç bir tesadüftür. Kazandığı maçlardaki skorlar şöyle:

Efes Pilsen - Partizan : 77-67
Efes Pilsen - Entente Orleanaise: 77-64
Efes Pilsen - Lietuvas Rytas: 77-62

Bir de Lietuvas'a deplasmanda kaybettiği maç var. Onda da Rytas 77 sayı atarak kazanmış ki o mevzuya hiç girmeyeyim.

Danyeeeeelll Danyeeeeelll

Maçın sonu tribünlerde hep bu ses vardı. Efes Pilsen'e gelmesini çok uzun yıllardır istediğm Santiago kariyerinin en son deminde Efes Pilsen formasını giydi. Buna başından beri en çok sevinen kişi bendim. Gerçi şimdiye kadarki performansı ile hayal kırıklığıydı. Ben de acaba gitse de yerine bir 4 numara mı alınsa diye düşünmedim değil. Hatta bugünkü duruma rağmen hala olabilir gibi geliyor. Ama şimdilik bu harika performansın tadını çıkarmak gerekiyor.

İlk yarıda işler pek iyi gitmedi. Serbest atış yüzdesi dışında her istatistikte Rytas üstündü. Efes içeriye top indiremediği için dış atışa yöneldiler. Dış şutlar da girmeyip savunma de aşağı inince ilk yarının sonunda bir seri yedi Efes. 16-5'lik bu seri bizlerin moralini bozdu açıkçası. Boş atışlar da buldu aslında takım. Ama girmedi. 11'de 2 üçlük performansı vardı ama bu atışların pek çoğu doğru pozisyonlardaydı. Dış atışa bağımlılığın kötü yanını bir kez daha gözlemlemiş olduk.

İkinci yarıya yine savunma gayreti ile başladılar. Daha doğrusu ikinci çeyreğe başladıkları gibi başladılar. Ama Rytas gerçekten ekstra işler yapınca farkını korudu biraz daha açtı.

Daha sonra işlerin Efes lehine gitmesi için gerekli olan şans devreye girdi. Kaya'nın bence haksız olarak verilen 4. faulü Santiago'nun oyuna girmesini sağladı. Eğer Kaya faul problemine girmese muhtemelen maçın kalanının tamamında tek başına sahada olacaktı. Bir diğer şans faktörü de Rytas uzunlarından birinin oyundan atılması oldı. Diskalifiye edilmiş sanırım. Pozisyonu göremedim Sahadan çıkarken ne oldu diye arkadaşlarıma sorduğumda atıldığını söylediler. Rytas'ın zaten zayıf olan pota altı iyice zayıfladı. Bu durum Efes Pilsen'in pota altına top indirme konusunda ısrarcı olmasına neden oldu. Eğer olmasaydı Efes dış şut sokarak maçı kazanmaya çalışacaktı. Ama Efes ısrarla topu pota altına, Santiago'ya indirdi. Daniel de coştukça coştu. Santiago kısa kısa da olsa hücum performansını daha önce de göstermişti aslıında ama dün akşam resital sundu. Daha önemlisi Efes Pilsen'e geldiğinden bu yana ilk defa savunmada etkili oldu. Rakibi için korku unsuru haline geldi. Normalde Efes pota altı sertliğini Kaya arttırırken dün akşam ilk kez Santiago yaptı bu vazifeyi.

Maç sonunda istatistik kağıdını elime aldığımda Santiago'nun performansından hemen sonra seyirci sayısına baktım. 2.500 yazmışlar. Biraz abartılı geldi. Ayhan Şahenk'in genel kapasitesi dikkate alındığında 2.000 sayısı daha makul olurdu gibi geliyor. İlk iç saha maçında 7-8 bin kişi vardı Abdi İpekçi'de. Bu rakamın yarısı bile gelse Şahenk dolardı. Galatasaray'ın futbol maçının olması da etkili olmuş olabilir.

Maç bitiminde çok sevindik. Eve gidince bu durum da bende bir burukluk yarattı. Daha David Blatt öncesi döneme kadar bu maçlar nasılsa alınacak maçlardı. Efes Pilsen Avrupa devlerini içerde dışarda devirirdi. Şimdi bu maça bile tereddütle başladık. Kazandığımızda çok mutlu olduk. Efes Pilsen'in son 2-3 senede kaybettiği en önemli özelliği kazanma alışkanlığıydı. Umarım bu alışkanlığı geri kazanabilirler.

8+ fark diyordum maçtan önce. Rytas ile aynı puan durumunda olma ihtimaline binaen söylüyordum tabiki. Fakat Partizan hesapta yoktu. Deplasmanda Malaga'yı yenmeleri hem işleri karıştırdı, hem gıpta ettirdi hem de deplasmanda oynanacak Partizan maçı için endişe etmeme neden oldu. İkili averajların hesabını yaparken şimdi 3lü averaj oldu. Efes Pilsen'in bu 15 sayılık galibiyeti 3'lü averaj için çok yararlı oldu. Ve şu anki durumda Efes'i yukarı taşıdı. Peki 4'lü averaj da neden olmasın? Olympiakos bu 3 takımın sadece 1 galibiyet üstünde.

Yazımı bir kaç Santiago fotoğrafı ile tamamlayayım:






3 Aralık 2009 Perşembe

Luka Kuqo

Ermal - Marijana çiftinin oğlu.. Luka Kuqo.. Ermal'i andırıyor sanki. Yoksa ben mi benzetmeye uğraşıyorum.
Allah analı babalı büyümek nasip etsin...

2 Aralık 2009 Çarşamba

Lietuvas Rytas Maçına Doğru

İlk hafta alınan mağlubiyetin bir iş kazası olduğunu düşünüyorum. Kenar yönetiminin iyi hazırlanmadığı, oyuncuların da nasıl olsa kazanırız diye düşündüğü maçı çok kötü bir şekilde kaybetmişti Efes Pilsen. Rytas kadrosunda yer alan ve pek çoğu ilk defa Euroleague'de boy gösteren genç oyuncular boylarının ölçüsünü bilerek oynadılar. Bu iki manada böyleydi. Mecazi olarak kendilerini bildiler. Efesliler gibi havaya girmediler. (Zaten havaya girecek bir durumları da yoktu.) Bu üst düzey mücadeleleri sayesinde muhtelif istatistik seçeneğinde sezonun ve kariyerlerinin en yüksek rakamlarına Efes Pilsen karşısında ulaştılar. Gerçek anlamda da boylarına göre oynadılar. Euroleague ölçüsünde kısa bir takım olan Lietuvas Rytas içeriye top indirilmemesi için o kadar çok gayret gösterdi ki Efes oyun planını bozdu. Rakibini dış şutlara mahkum etti. Dış şutlar girmedikçe de farkı açtı.

Bu maçta da Litvanya cephesinde değişen çok fazla şey olmayacaktır. Üst düzey mücadele göreceğimizden eminim. Rakip koçun bu maçtan önceki açıklamaları da bu yönde. Rytas'ın koçu Rimas Kurtinaitis, "Çok fazla sayıda stratejimiz yok. Çünkü takımımız genç. Eğer oyuncularımız içerde ve dışarda tüm güçlerini verirlerse ve tüm oyunculardan katkı alabilirsek kazanabiliriz." demiş. Ortalama laflar gibi görünüyor ama değil. Gerçekten durum bu. Popovic dışında yıldız diye nitelendirebileceğim, takımımımda keşke olsa diyebileceğim oyuncuları yok. Ama Litvanya'daki maçta gördük ki bu gençler maçı gerçekten isterse ve mücadele ederse Efes'i sürklase edebiliyorlar.

Rytas, Litvanya liginde bu hafta maç yapmamış. Bir önceki hafta Zalgris'e deplasmanda yenilerek tek mağlubiyetlerini almışlar. Ama bu haftaları boş geçmemiş. Baltık Ligi'nde Estonya temsilcisi kalev diye bir takımı 97-74 yenmişler. İstatistikleri burda. Maçın yıldızı Babrauskas olmuş. Bizim maçta pek ortada görünmeyenlerdendi. Popovic'in 9 asisti de dikkate değer. Zaten ilk maçtaki 10 asisti de onun Euroleague'deki kariyer rekoruydu.

Rytas'ın Baltık Ligi'ndeki bu maçı çok fazla şey ifade etmez bize. Neticede Estonya takımıyla kendi evinde oynadığı kolay bir maç. Ama istatistik kağıdında dikkat edilmesi gereken bir husus var. O da ribaundlar. Bu basit takıma karşı bile ribaundlarda üstünlük kuramamışlar. 36-35 öndeler. Hücum ribaundları 12-12 eşit. Rakip gerçekten pota altında sorun yaşayabilir. Efes Pilsen bu sezonki pek çok maçta olduğu gibi Rytas maçında da ribaundlarda ezilmişti. Bunun nedeni Rytas'ın ribaund konusunda çok etkili uzunlarının olmasından değil kısaların ribaundlara inanılmaz katkı vermesi idi. Toplam 9 oyuncu 2 ve üzeri ribaund almıştı. Efes Pilsen uzunlarının, süre bulabildikleri oranda yarınki maçta ribaund toplaması gerekiyor. Süre bulabildikleri oranda diyorum çünkü Ergin Ataman 4 kısaya dönmek için Kaya Peker veya Kasun-Santiago ikilisinden birinin top kaybetmesini beklediğinden dolayı süreleri azalabilir, azalacaktır. Bu anlarda da Efes kısalarının, rakip kısa oyuncuların ribaund gayretini bilerek potadan dönen toplar için azami gayret göstermeleri gerekiyor.

Sözler uzar.. Ama hedef 8+

1 Aralık 2009 Salı

Efes Pilsen: 132 - S.Beykoz: 36

Efes Pilsen tarihinin en farklı galibiyeti. Maçın tarihi 12 Kasım 1989. Rakip Sümerbank Beykoz. Fark 96 sayı...

Efes Pilsen'in yabancı oyuncusu yok. Atalat diye yazılı olan kişi aslında Atalay. Atalay Gemen...

Cenk Renda, Ufuk Sarıca, Atalay Gemen, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Samer Şenbayrak, Altar Tunçkol, Taner Korucu, Sedat İncesu... Yazmıyor ama antrenör rahmetli Aydan Siyavuş

Milliyet Arşiv sağolsun.

Efes Pilsen Tam Gaz Devam

Arefe günü öğlen işten çıktıktan sonra internete elimi değdirmemenin tadını çıkardım. İnanmayacaksınız ama internete girmeden de yaşanabiliyor.

Perşembe öğleden sonra internete giremediğimden Euroleague'deki Orleanaise maçına hiç değinememiştim. Gerçi bahsedecek şey az. Rakip Türkiye'de olsa Banvit ayarında olurdu. 6-10 arası bir yerlerde yer alabilir. Ama Fransa'nın Uleb üyeliği, bu tarz takımların Euroleague'de boy göstermesine imkan sağlıyor.

Ayhan Şahenk'te maç izlemek hiç keyifli değildi. Vaktiyle Abdi İpekçi'de bir Porto maçı izlemiştim. O zamandan beri en sıkıcı maçtı. Hem oyun hem de salondaki kalabalığın performansı açısından sıkıcı bir maç oldu. Maç nerdeyse ilk çeyrekte bitti. Efes zaman zaman maçı rölantiye aldığında fark kapandı. Efes savunmayı güçlendirince fark yine açıldı. Gel gitlerle giden, Efes'in kazanacağı çok açık olan bir maç oldu. Maçın herhangi bir anında tereddüte düşmeden maçı bitirdik.

Aliağa Petkim maçını ise hiç izleyemedim. Olması gereken sonuç alınmış. Avrupa Ligi maçları Türkiye'deyken lig maçlarının deplasmanda olması iyi oluyor. Yoksa sezonun başında hem Türkiye hem Avrupa'da deplasmandan deplasmana koşmak çok yorucu oluyordu.

Şimdi Rytas maçını bekliyorum. Hedef 8+ fark.