efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2012 Çarşamba

Efes Pilsen 1991-92 Kadrosu


Önce kadroyu sayalım. Sol baştan ayaktakiler: Tarık Sarıçoban, Kenny Green, Tamer Oyguç, Volkan Aydın, Hakan Onan, Oktay Öztürk. Sol baştan oturanlar: Gökhan Güney, Ufuk Sarıca, kaptan Taner Korucu, Rüçhan Tamsöz ve Altar Tunçkol..

Efsanenin belki arefesi belki nüvesi belki başlangıcıdır bu kadro. Halil Üner'le başlanan sezon çok kötü geçmekteydi. 21 haftada 9 mağlubiyet aldı takım. Bu mağlubiyetler arasında Kolejliler'den 33 fark yediğimiz tarihi mağlubiyet de vardı. 21. haftada şampiyonluktaki en önemli rakiplerden Paşabahçe'den de 15 fark yenince Halil Üner yerine Aydın Örs takımın başına geçti. İşte her şey onunla başladı. Berbat başlayan sezon Aydın Örs ile tamamen değişti. Normal sezonda 26 maçta 10 mağlubiyet alan takım play off'ta sırasıyla Tofaş, Fenerbahçe ve Paşabahçe'yi geçti ve şampiyon oldu.

Bu kadro doğru ellerde ve Petar Naumoski takviyesi ile basketbolun çehresi değiştirdi. 1991'den 1997'ye 5 sezonda 4 kez şampiyon oldu ve Koraç Kupası'nı kazandı.

Not 1: Fotoğraf Altar Tunçkol'un twitter adresinden alınmıştır.
Not 2: Volkan Aydın'ın bıyıklara dikkat.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Efes - GSMP Maçı Öncesi


İki Türk takımının Euroleague'de böyle üst seviyede karşılaşması gurur verici. İnşallah iki takım final 4'da da karşılaşırlar. Efes'in Avrupa kupalarında bir Türk takımı ile ilk defa değil. Daha önce Fenerbahçe, Ülker ve Telekom'la karşılaşmıştı. Galatasaray 4. takım olacak.

Biraz maçı değerlendireyim.

Pikenrol'leri en iyi uygulayan takımlardan biri GSMP. Belki de en etkili silahları bu. Bizim zayıf noktalarımızdan biri de bu. İçeri devrilenlere karşı iyi kapanmamız lazım. Göreceksiniz sürekli içeri dalıp veya potaya paralel koşular yapıp uygun pozisyonda uzunu bulmaya çalışacaklar.

Uzun rotasyonumuz GSMP'den çok daha iyi. Ligdeki maçı bize getiren, Zaza'nın olmadığı dönemlerdi. Yine de olağan dışı bir hücum ribaundu performansları var. Rakip pota altındaki topları toplamayı iyi beceriyorlar. Ben GSMP maçlarında sıklıkla içeriye daldıktan sonra uzuna verilen toplarda pota altında kaçan ilk atıştan sonra alınan ikinci topları aldıklarını hatırlıyorum. Hem içeri dalmalara hem de uzuna verildikten sonra potadan dönen toplara çok dikkat etmemiz gerekecek.

GSMP çok fazla top kaybı ile oynuyor. Ligin üçüncüsü konumunda. Biz ise ligin en fazla top çalan takımlarındanız. Bu avantajımızı dönemsel baskılarla kullanmamız lazım. Bloklarımızla da fark yaratıyoruz. GSMP blok tehditi çok fazla olan bir takım değil. Savunmamızın daha iyi olduğunu göstermemiz lazım.Ligde yediğimiz 61 sayı da GSMP'ye karşı savnma üstünlüğümüzü gösteriyor.

Tabi çok sayıda GS'li ile birlikte maç izleyeceğimizi de unutmamamız lazım. Elimiz boğazımız yettiğince tezahürat etmemiz lazım. Haydi Efes...

23 Eylül 2011 Cuma

Efes Pilsen Efes Pilsen'dir

Aşağıdaki kişilerin tamamı Efes Pilsen'de oynamıştır. Koraç Kupası'nı Efes Pilsen kazanmıştır. Final 4'da iki kere Efes Pilsen boy göstermiştir. Avrupa Kupası'nda finali Efes Pilsen oynamıştır. Siyasi baskılar sonucu zorla değiştirilen ismi anmayı reddediyorum. Efes Pilsen Efes Pilsen'dir. Bu devran değişince, padişah hal'lolunca adına geri dönecektir.

1977-78 (İkinci Lig) Jessie Campbell, Aytek Gürkan, Demir Toppare, Hür Güreralp, İsa Demir, Vedat Akdağ, Erdim Öztokat, Osman Gündüz, Utku Olcay, Sabri Duman, İlhan Tezcan, Sami Müdüroğlu (Antrenör: Faruk Akagün)

1978-79 Billy Lewis, Jeff Wilkins, Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Hakan Artış, Erdim Öztokat, Ömürden Kısagün, Cengiz Kayatürk, Fensal Gürkan, Murat Yosmaoğlu (Antrenör: Faruk Akagün)

1979-80 Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Hakan Artış, Erdim Öztokat, Ömürden Kısagün, Cengiz Kayatürk, Fensal Gürkan, Necdet Ronabar, Barış Karayol, Murat Kavurga, Zeki Can (Antrenör: Faruk Akagün / Rıza Erverdi)

1980-81 Deedrick Reffigee, Jim Swaney, Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Hakan Artış, Necdet Ronabar, Ömürden Kısagün, Cengiz Kayatürk, Selim King, Barış Karayol, Murat Kavurga, Zeki Can, Serdar Koçyiğit, Mehmet Şenova (Antrenör: Mahmut Uslu)

1981-82 Billy Lewis, Del Yarbrough, Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Hakan Artış, Necdet Ronabar, Ömürden Kısagün, Cengiz Kayatürk, Selim King, Murat Kavurga, Taner Korucu, Serdar Koçyiğit, Mehmet Şenova, Ferhat Oktay, Kaan Otçu, Ertuğrul Karaca (Antrenör: Mahmut Uslu)

1982-83 Billy Lewis, Del Yarbrough, Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Necdet Ronabar, Taner Korucu, Ömürden Kısagün, Serdar Koçyiğit, Can Sonat, Mehmet Şenova, Ferhat Oktay (Antrenör: Rıza Erverdi)

1983-84 Billy Lewis, Jerome Henderson, Doğan Hakyemez, Aytek Gürkan, Mehmet Döğüşken, Lütfi Arıboğan, Taner Korucu, Can Sonat, Serdar Koçyiğit, Ferhat Oktay, Kaan Otçu, Burç Alp Yücel (Antrenör: Rıza Erverdi / Aydan Siyavuş)

1984-85 Billy Lewis, Ron Haigler, Tim Dunham, Doğan Hakyemez, Lütfi Arıboğan, Taner Korucu, Can Sonat, Ömer Saybir, Ferhat Oktay, Kaan Otçu, Ertuğrul Karaca, Yalçın Küçüközkan, Özcan Özbey (Antrenör: Aydan Siyavuş)

1985-86 Scott Roth, Brian Kellerman, Lütfi Arıboğan, Taner Korucu, Emir Turam, Can Sonat, Ömer Saybir, Ferhat Oktay, Cenk Renda, Tolga Öngören, Yalçın Küçüközkan (Antrenör: Aydan Siyavuş)

1986-87 Scott Roth, Lester Pace, Lütfi Arıboğan, Taner Korucu, Emir Turam, Hakan Yörükoğlu, Ömer Saybir, Cenk Renda, Tolga Öngören, Yalçın Küçüközkan, Atalay Gemen, Orhan Yüksel (Antrenör: Rusmir Haliloviç)

1987-88 Lester Pace, David Butler, Lütfi Arıboğan, Emir Turam, Hakan Yörükoğlu, Tolga Öngören, Cenk Renda, Ömer Saybir, Yalçın Küçüközkan, Atalay Gemen, Volkan Aydın, Cengiz Üçyürek (Antrenör: Aydan Siyavuş)

1988-89 Anthony Mason, James Griffin, Levent Topsakal, Emir Turam, Hakan Yörükoğlu, Volkan Aydın, Cenk Renda, Atalay Gemen, Yalçın Küçüközkan, Cengiz Üçyürek, Deniz Dalgıç, Suat Olca (Antrenör: Aydan Siyavuş)

1989-90 Glynn Blackwell, Lowell Hamilton, Levent Topsakal, Tamer Oyguç, Taner Korucu, Volkan Aydın, Ufuk Sarıca, Cenk Renda, Atalay Gemen, Altar Tunçkol, Cengiz Üçyürek, Samer Şenbayrak, Nazım Öngen, Sedat İncesu (Antrenör: Aydan Siyavuş)

1990-91 Trent Jackson, Danny Jones, Andre Patterson, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Taner Korucu, Volkan Aydın, Cenk Renda, Altar Tunçkol, Atalay Gemen, Oktay Öztürk, Gökhan Güney, Samer Şenbayrak, Nazım Öngen (Antrenör: Halil Üner)

1991-92 Kenny Green, Mark Stevenson, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Taner Korucu, Volkan Aydın, Rüçhan Tamsöz, Altar Tunçkol, Oktay Öztürk, Gökhan Güney, Mustafa Kemal Bitim, Tarık Sarıçoban, Hakan Onan, Sinan Mısırlı (Antrenör: Halil Üner / Aydın Örs)

1992-93 Petar Naumoski, Larry Richard, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Taner Korucu, Volkan Aydın, Mustafa Kemal Bitim, Oktay Öztürk, Gökhan Güney, Faruk Rasna, Tarık Sarıçoban, Tacettin Çıpa (Antrenör: Aydın Örs)

1993-94 Petar Naumoski, Larry Richard, Timothy Burroughs, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Taner Korucu, Volkan Aydın, Mustafa Kemal Bitim, Oktay Öztürk, Gökhan Güney, Faruk Rasna, Bora Sancar, Tarık Sarıçoban (Antrenör: Aydın Örs)

1994-95 Chris Corchiani, Reggie Cross, Larry Richard, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Mirsad Türkcan, Tunç Girgin, Mustafa Kemal Bitim, Gökhan Güney, Faruk Rasna, Hüseyin Beşok, Tarık Sarıçoban, Alpay Öztaş (Antrenör: Aydın Örs)

1995-96 Petar Naumoski, Conrad McRae, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Mirsad Türkcan, Murat Evliyaoğlu, Mustafa Kemal Bitim, Hüseyin Beşok, Bora Sancar, Alpay Öztaş, Erdal Bibo (Antrenör: Aydın Örs)

1996-97 Petar Naumoski, Vasili Karasev, Derrick Alston, Mark Pope, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Mirsad Türkcan, Murat Evliyaoğlu, Hüseyin Beşok, Hidayet Türkoğlu, Alpay Öztaş, Erdal Bibo, Ömer Onan (Antrenör: Aydın Örs)

1997-98 Petar Naumoski, Brian Howard, Rod Sellers, Mirsad Türkcan, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Hüseyin Beşok, Tamer Oyguç, Murat Evliyaoğlu, Hidayet Türkoğlu, Alpay Öztaş, Erdal Bibo, Ömer Onan (Antrenör: Aydın Örs)

1998-99 Petar Naumoski, Zoran Savic, Predrag Drobnjak, Ufuk Sarıca, Hüseyin Beşok, Mirsad Türkcan, Volkan Aydın, Murat Evliyaoğlu, Hidayet Türkoğlu, Nedim Dal, Ömer Onan, Mehmet Mumcuoğulları (Antrenör: Aydın Örs)

1999-00 Damir Mulaomerovic, Predrag Drobnjak, Rickie Winslow, Marc Jackson, Kareem Reid, İbrahim Kutluay, Hidayet Türkoğlu, Hüseyin Beşok, Ömer Onan, Nedim Dal, Arda Vekiloğlu, Bora Sancar, Tufan Ersöz (Antrenör: Aydın Örs / Oktay Mahmuti / Ergin Ataman)

2000-01 Damir Mulaomerovic, Predrag Drobnjak, Vlado Scepanovic, Mehmet Okur, Hüseyin Beşok, Kaya Peker, Kerem Tunçeri, Alper Yılmaz, Ömer Onan, Erdal Bibo, Arda Vekiloğlu, Ender Arslan, Mirsad Türkcan, Engin Atsür (Antrenör: Ergin Ataman / Oktay Mahmuti)

2001-02 Marcus Brown, Kaspars Kambala, Saulius Stombergas, Mehmet Okur, Kaya Peker, Kerem Tunçeri, Alper Yılmaz, Ömer Onan, Arda Vekiloğlu, Ender Arslan, Enver Ekmen (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2002-03 Marcus Brown, Kaspars Kambala, Antonio Granger, Jurica Golemac, Ira Clark, Kaya Peker, Kerem Tunçeri, Alper Yılmaz, Ömer Onan, Asım Pars, Ender Arslan, Enver Ekmen, Valentin Pastal, Nikolay Pastal (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2003-04 Trajan Langdon, Antonio Granger, Goran Nikolic, Nikola Prkacin, Kaya Peker, Ermal Kuqo, Kerem Tunçeri, Alper Yılmaz, Ender Arslan, Ömer Onan, Valentin Pastal, Selim Saygın, Cenk Akyol (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2004-05 Willie Solomon, Henry Domercant, Goran Nikolic, Nikola Prkacin, Dusan Kecman, Ermal Kuqo, Kaya Peker, Alper Yılmaz, Ender Arslan, Mustafa Abi, Cenk Akyol, Barış Ermiş, Valentin Pastal (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2005-06 Antonio Granger, Marko Popovic, Henry Domercant, Nikola Prkacin, Charles Smith, Kerem Gönlüm, Ermal Kuqo, Kaya Peker, Ender Arslan, Mustafa Abi, Alper Yılmaz, Barış Ermiş, Cenk Akyol, Mutlu Demir (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2006-07 Drew Nicholas, Marcus Haislip, Antonio Granger, Nikola Prkacin, Horace Jenkins, LaRon Profit, Aleksandar Rasic, Ermal Kuqo, Kerem Gönlüm, Cüneyt Erden, Mustafa Abi, Cenk Akyol, Barış Ermiş, Can Akın, Barış Hersek, Bora Hun Pacun, Emre Bayav (Antrenör: Oktay Mahmuti)

2007-08 Scoonie Penn, Drew Nicholas, Andre Hutson, Loren Woods, Kenny Gregory, Rashad Wright, Serkan Erdoğan, Kerem Gönlüm, Ermal Kurtoğlu, Ender Arslan, Mustafa Abi, Cenk Akyol(ayrıldı), Barış Hersek, Bora Hun Paçun, Emre Bayav (Antrenör: David Blatt)

2008-09 Mario Kasun, Charles Smith, Preston Shumpert, Bootsy Thornton, Kerem Gönlüm, Kaya Peker, Michalis Kakiouzis, Kerem Tunçeri, Engin Atsür, Sinan Güler, Ender Arslan, Cenk Akyol (Antrenör: Ergin Ataman)

2009-10 Mario Kasun, Charles Smith, Igor Rakocevic, Preston Shumpert, Bootsy Thornton, Kerem Gönlüm, Kaya Peker, Bostjan Nachbar, Kerem Tunçeri, Sinan Güler, Ender Arslan, Daniel Santiago Ermal Kuqo, Ali Işık, (Antrenör: Ergin Ataman)

2010-11 Miroslav Raduljica, Nikola Vujcic, Lawrence Roberts, Kerem Gönlüm, Bostjan Nachbar, Bootsy Thornton, Cenk Akyol, Kerem Tunçeri, Sinan Güler, Igor Rakocevic, Ender Arslan, Andrew Wisniewski, Filip Murray, Dusan Cantekin, Ali Işık, (Antrenör: Velimir Perasovic / Ufuk Sarıca)

27 Mart 2011 Pazar

Naumoski Röportajı

Zaman Gazetesi bir süredir Naumoski ile ilgili haberler veriyordu. Bu haberlerini br de röportajla süslemişler. Bugüne dair çok fazla şey yok. Ama benim gibi nostalji sever biri için harika bilgiler var. Bağlantısı burda:

31 Ocak 2011 Pazartesi

Efes Pilsen - Real Madrid Ocak Ayı Performansları

Real Madrid ACB'deki son maçında Manresa'yı deplasmanda 61-62 yenmiş. Maçta son top Manresa'daymış. Son hücumda Manresa sayı bulamamış. Real Madrid öyle kazanmış. Sadece maç sonuna bile baktığımızda Real Madrid'in zor bir galibiyet aldığı anlaşılıyor. Maçın istatistikleri burda.

Real Madrid bu galibiyetle 2011 ocak ayını kayıpsız geçmiş oluyor. Ocak ayında oynadıkları 8 maçın tamamını kazandılar. Bu 8 maçın 6'sı ACB'deydi. (Ancak bu ACB takımlarından hiç biri Euroleague takımı değildi.) Ocak ayında 2 tane de Euroleague maçı kazandılar. Bu 8 galibiyetten sonra bence kaybetme vakitleri geldi.

Efes Pilsen de ocak ayında 6'sı Beko Basketbol Liginde toplam 8 maça çıktı. Bu 8 maçta 7 galibiyet aldı. Tek mağlubiyet Fenerbahçe Ülker'e karşıydı. Ocak ayının ilk maçıydı. Yani Efes Pilsen Real Madrid karşısına üstüste 7 galibiyet ile çıkacak.

29 Ocak 2011 Cumartesi

Efes Pilsen - Erdemir maçından

Efes Pilsen'in kaybedebileceği bir maçtı. Erdemir iyi asıldı maça. Efes Pilsen dönem dönem kendini sıkıp sonra rölantiye aldı.

Dikkate değer şeyler:

Rakocevic hala büyük bir hücum gücü ve büyük bir savunma gediği.. Olağan üstü dış atışlar ve turnikerel buldu. Maçta oyunda olduğu dönemlerde Erkan Veyseloğlu'nu tutuyordu. Daha doğrusu tutamıyordu. Erkan sayı bulmakta hiç zorlanmadı. Bu seneyi zaten iyi geçiriyordu. Bu iyi oyunu Rakocevic karşısında da sürdürdü.

Cenk Akyol bir ara oyuna girdi. Kötü de oynamadı. Hücumda pek fırsat gelmedi aslında ama savunmada uzun zamandır görmediğim kadar gayretliydi. Tribünlerden aferin Cenk sesleri yükselmişti. Kısa süre sonra Perasovic oyundan aldı. Çok morali bozuldu çocuğun. Ufladı pufladı. Haklıydı da.. Peras'ın elinde yokolup gidecek.

3. çeyreğe Efes Pİlsen çok kötü başladı. 4. çeyreğin sonlarına doğru ise harika bir geri dönüş başlattı. Bu durum Fenerbahçe Ülker ile oynanan son lig maçını hatırlattı. Orda da aynı geri dönüşü yaşamıştı Efes. Ama o maçta rakip güçlüydü ve geri dönüşün galibiyetle sonuçlanmasına izin vermemişti. Bu iniş çıkışlar Efes Pİlsen için çok tehlikeli oluyor.
Kenarda Ender Arslan - Flip Murray - Nachbar -Radu 4'lüsü vardı. Bir de küskün Cenk'i eklersek Türkiye ligi için kafaya oynaya bilecek sağlam bir ilk 5 çıkabilir. Efes Pilsen ise bu oyunculardan yararlanamıyor malesef.. Bu alternatif ilk 5'in fotoğrafı:

28 Ocak 2011 Cuma

Top 16'ya İyi Başlangıç

Top 16'da, yani en iyi 16 Avrupa kulübünün sadece 5'i ilk 2 maçını kazandı. Bunların 2'si Türk takımı. Bu daha önce hiç olmamıştı.

Son 5 yılda 25 takım Top 16'da ilk 2 maçını kazandı. Bunlardan sadece 4'ü play off'a kalamadı. Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'den biri bunu becerirse %16'lık bedbaht azınlığa katılmış olacaklar.

İki takım da çok iyi iş çıkardı..

Partizan'ı yenmek büyük iş değildir. Partizan'ı Belgrad'da yenmek büyük iştir. Hele ki Efes Pilsen'in bir kalibre düştüğü bu son 2-3 yılda.. 1 yıldır her deplasman maçında kendi kendime sinir olup Sky Türk'ü kapatmaktan sıkılmışım. Efes Pilsen bundan sonra sadece İstanbul'daki maçlarını bile kazansa son 8'e kalacak. Tabi o noktada diğer takımlarla olan averajına bakılır.

Şimdi oyunculara hoşgeldin deme vakti.. Erdemir maçında yeni pankartlarla oyuncuları biraz eğlendirmeye ve yanında olduğumuzu göstermeye çalışacağız...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Partizan'ın Top 16 Tişörtü

Partizan top 16 için özel tişört hazırlamış. Çok hoşuma gitti. İmrendim. Olsa, alırdım.

Efes Pilsen gibi kendi formasını bile satamayan bir kulüpten sonra böyle ürünlere hayran olmamak elde değil..

Forma ile ilgili olarak Efesliler forumunda paylaştığım bir anımı burdan da yazayım:

"Formasını bile satmayan bir kulübüz malesef. Sanalmagaza diye bir internet sitesi var. Yine Anadolu Grubunun... Ordan formalar satılıyordu aslında. Ama kulübün sanırım bundan haberi yokmuş. Maçta formaları üzerimizde görünce şaşırdılar. Nerden aldınız diye sordular. Biz de gururla sanalmağaza'dan dedik. Bir kaç gün sonra ordan satışları da kestiler:)"

25 Ocak 2011 Salı

Seri 9 Olmamalı

Efes Pilsen en son 13 ocak 2010 tarihinde Euroleague'de bir deplasman galibiyeti aldı. Normal sezonun son maçında Entente Orleanaise'ı deplasmanda yenebilmiştik. Yani 1 yılın üzerinde bir süredir yurt dışından üzgün dönüyorlar. Bizi de üzüyorlar. Efesliler olarak deplasman maçlarını zaman zaman Taksim'de izliyorduk. Artık toplandıkça sürekli kaybetmenin etkisinden sanırım yeni organizasyonlar yapılmıyor. Maçları evden izliyoruz. Canımızı evde sıkıyoruz.

Bu 1 yıllık dönemde tam 8 maç kaybetti Efes Pilsen. Sırasıyla Real Madrid, Maccabi, Siena, Union Olimpija, Panathinaikos, Valencia, AJ Milano, CSKA Moskova deplasmanlarından mağlup ayrıldık. Bu seriyi 9'a çıkarmamak için Belgrad'a gideceğiz. 22 bin kişinin önünde alınacak galibiyet çok güzel olacak.

Partizan eski Partizan değil. İstanbul'da Avrupa şampiyonu olan Partizan değil. 3 kez Koraç'ı kazanan takım da değil. Geçen sene final 4 yapan kadro da koç da yok ortada.. En büyük silahları salonları ve dolu tribünleri olacak.

23 Ocak 2011 Pazar

Efes Pilsen - Partizan : Son Galibiyet

Geçen sene İstanbul'daki harika Partizan galibiyeti.. Maç sonunda Efes kalibresinde takım değil. Aşırı sevinmeye gerek yok diye düşünmüştüm. Tek iyi parçası, koçu olan bir takımdı. Mc Calebb alt tarafı Mersin'den gelmiş ve Partizan'dan teklif aldığı için şanslı sıradan bir ABD'liydi. Rasic ve Kecman Efes'te en ufak başarılar elde edememiş vasat Sırp basketbolculardı. Maric, eh işte denilecek ama çok da beğenmediğim, Loren Woods ile eşdeğer gördüğüm bi uzundu. Sonra o Partizan ve oyuncuları beni utandırdı , F4 yaptı. Efes Pilsen çeyrek final bile göremedi..

Siena maçı sonrası, Partizan maçı öncesi

Eve bir süreliğine bilgisayar ve internet geldi.. Elimden geldiğince bir şeyler karalamaya çalışacağım.

Siena maçı bittiğinde en ufak bir sevinç hissetmedim. Sadece kaybetmemiş olmanın rahatlığı vardı o kadar.. Kazanılan hiç bir maçı kopartamamamın, zaman zaman çok ileri çıkıldığında bile rakibin geri geleceğini bilmenin stresi maçtan alınan keyfi azaltıyor. Maç yine son topa geldi.. Zizis yıllar önce AEK'da yaptığı şeyi, yani son saniyede imkansız üçlükle kazanmayı bu kez beceremedi. Ama bu Efes'in başarısı değil Siena'nın başarısızlığı idi. Mesela geçen sene Unicaja'nın sayesinde top 16'ya çıktığımızda ne kadar kötü hissetmişsem, Siena galibiyeti ile de aynı şeyi hissettim. Maça doluşmuş ilköğretim bebelerinin dışında gerçek izleyiciler, taraftarlar da benim gibi maç bitiminde sinirli idi.

Ayrıca, sadece 2 farklı galibiyetin top 16 sonunda ne kadar yetersiz olacağını da göreceğiz..

Maçta neler gördük?

Rakocevic'in ne kadar önemli bir hücum gücü olduğunu, ve savunmada tamamen etkisiz hiç bir işe yaramaz bir oyuncu olduğunu gördük. Sürekli adamını kaçırdı. Sıklıkla perdelere takıldı. Hücum oyuncularının her temasında geri kaçtı. Sert duramadı. Attığından daha fazlasını tuttuğu adamlardan yedi Efes Pilsen. Ama artık alıştık sayılır. Maç sırasında çok kızsak da artık diyecek bir şey yok. Eldeki ürün bu.

Efes Pilsen pota altında uzunların yaptığı savunmasında sorun yaşamaya devam ediyor. Ama bu eksikliği kapamak için forvetlerin üst düzey yardımlaşması da devam ediyor. Pota altına inen toplar, ister Vujcic olsun ister olmasın çembere rahatlıkla ulaşıyor. Maçın özellikle ilk bölümlerinde Rakovic, sonra da inanılmaz etkili oldu. Efes Pilsen forvetleri devreye girdikçe, 5 numara oynayanlar iyi savunmacı olmasa da 3 ve 4 numarların etkisi çok büyük bir eksikliği gideriyor.

Bunların dışında, Efes Pilsen'in kazanma isteği, mücadele gücü, kısa oyunculara yapılan baskısı ve bu baskıyı faulsüz yapması çok olumluydu.

Şimdi önümüzde Partizan maçı var. Partizan maçı hakkında da konuşuruz. Ama öncelikle şunu söyleyeyim: Tüm takımın birbirine bulaştırdığı hastalığın etkisinden kurtulmaları durumunda maçın favorisi Efes Pilsen

26 Ekim 2010 Salı

Pamesa Valencia

Efes Pilsen yarın Valencia takımıyla oynayacak. Valencia yeni kurulmuş bir takım. Tam tarihi hatırlayamasam da kuruluşu 2000'lerin başı olmalı.. Yine de bu kısa süreye Avrupa'nın alt seviye kupalarını sığdırdı.

Efes Pilsen daha önce bir kez Valencia ile eşleşmişti. O zamanlar adı Power Electronics değil Pamesa Valencia idi. İki maç oynanmıştı. Her iki maçı da ev sahibi takımlar kazanmıştı. İstatistikler burda ve burda. Valencia'nın kadrosunda iki kişi dikkat çekiyor. Biri eski oyuncumuz Marko Popovic. Diğeri ise bu sene nerdeyse Efes'e gelecek olan Fabricio Oberto...

Efes'in kazandığı maçdan arşivimdeki fotoğraflar..



Vujcic Efes Pilsen için İstanbul'da


Vujcic transferi resmen ilan edilmeden ilk antrenmanının görüntüleri yayınlandı. Haber burda. Hayırlı olsun...

Sonradan gelen oyuncuların Efes'e pek yarar sağlamadığını gördük. Charles Smith bile sezon içinde takıma katıldığı sezonda kendini gösterememişti. Daha önceki yazımda da belirtmişti. Raduljica ile sezona başlamak büyük hataydı. Mutlaka bir tane daha 5 numara lazım derken Radu da gitti. Bu sefer ne diyeceğimizi bile bilemedik. Vujcic bu yoklukta yine de iyi sayılabilecek bir transfer.. Neticede sezonun daha başındayken ya Yurolig eskilerinden bir tane bulunacaktı ya da NBA döküntülerinden biri.. Oberto olsa daha iyi olurdu tabi.. Ama Vujcic de en azından tarihi olarak çok önemli bir oyuncu. Çarşamba günü Valencia karşısında mutlaka farkedilecektir. Benim asıl merak ettiğim şey haftasonu.. Haftasonu ne olacak? Sahada hangi yabancılar olacak? Vişneye tahammül mü edilecek? Gümüş madalyalı Türk oyuncular yerine Vişne'nin bu kadar fırsat bulması açıkçası zoruma gidiyor.. Ligde başka Avrupa'da başka kadroyla oynamak Efes'e iyi gelmiyor. Taa Vasili Karasev'den bu yana Türkiye Ligi'nde oynamayan yabancılardan gerekli faydayı alamadığımız bir gerçek. Ben Vişne yerine Vujcic sahada olsun isterim açıkçası..

Fotoğrafta Efes'in son iki sene kadrosuna sonradan kattığı 2 stepne pivot var. İkisi de ah keşke bir gün Efes'e gelse dediğim ama formdan düşmeden gelmeyen oyuncular olmaları nedeniyle burukluk hissettiğim oyuncular...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Vujcic mi Geliyor? Mecbur Edenler Utansın...


2 sene önce Efes pivot olarak sadece Mario Kasun ile sezona başlayınca Ergin Ataman ve Engin Özerhun çok eleştirilmişti. Bu kişilerden ve Çetin Çeki'den de özeleştiriler gelmişti. Tabi bu özeleştirinin yapılmasında Kasun'un sakatlığı ve daha sezon başında pivotsuz kalarak Efes tarihinde ilk ve tek kez Avrupa Ligi'nde gruptan çıkamaması etkili olmuştu. Şimdi bu sene Raduljica ile sezona başladı Efes. Forumlarda napıyorlar bunlar Radu yetmez, hem tek kişi olması hem de tecrübe eksikliği var diyorduk. Yani Radu'nun bile Efes pota altı için yeterli olmadığını düşünürken şimdi o bile yok.

2 sene önce ya tutarsa diyerek Dwayne Jones denemesi olmuştu. Olmamıştı. Şimdi de bir deneme olacak. Vujcic konuşuluyor. Efes'in bu aşamada pivota ihtiyacının olması kadro oluşturma politikası açısından fiyaskodur. Bu fiyaskoda suçlu Engin Özerhun mu yoksa Perasovic mi bilemiyorum.

Fiyasko olmasına fiyasko ama geçen sene Santiago'yu getirerek Efes forması altında seyretmeyi çok istediğim bir oyuncuyu Türkiye'ye getiren Efes'in bir diğer istediğim oyuncuyu getirecek olmasından da mutluyum. Yani ne Vujcic ne Santiago en iyi zamanlarında Efes'le anılmıştı. Yine de içimde ukte olarak kalmamaları güzel... Henüz belli bir şey olmasa da Vujcic'e Santiago'nun 25 numaralı forması çok yakışacaktır.

14 Ekim 2010 Perşembe

2010'un İlk Kupası


Maçtan önce ben de pek çok kişi gibi Fenerbahçe Ülker'i favori görüyordum. Özellikle uzun rotasyonu Avrupa'da bile en iyi 3-4 takım arasında böyle bir rakip karşısında bırakın iyi bir pivotu hiç pivotu olmayan Efes'in şansı azdı. Olumlu yaklaşabilmem için de sadece Olympiakos maçında gördüğüm kısaların uzun eksiğini kapatmak için gösterdiği mücadele vardı. Neticede FB Ülker uzun rotasyonunun ne kadar güçlü olduğu belli oldu. Hatta tüm kadrosu o kadar kalıplıydı ki maç içinde bazen lise takımı gibi kalıyordu Efes'li oyuncular. Ama Efes'in oyuncuları da madem kısayız o zaman daha fazla gayret göstermemiz lazım dediler. Başka hiç bir şey rakibin 29 ribaund 2 top çalma ile oynadığı bir akşamda 37 ribaun 6 top çalmayı izah edemez.

Maça zor yetiştim. O yüzden maç başlarken atmayı planladığım konfetileri maç sonuna saklamak zorunda kaldım. Böylesi belki daha iyi oldu.

Maçın başında oluşan fark ve mutlak FB Ülker üstünlüğü son yıllarda alışamasak da artık yadırgamadığımız FB Ülker maçlarından biri olacak diye düşündürdü. Hatta 3. çeyrek bittiğinde oluşan 62-60'lık skor bile bu düşüncemi değiştirmedi. 3 dakika sonra fark yine 11 olunca da tamam dedim. Ben dedim ama Efesli oyuncular demedi. Tarihi denilebilecek uzun yıllar da hatırlanacak bir geri dönüş oldu. Kupayı kazandık ama nasıl oldu tribünden ben anlamadım. Akşam eve gidince FB TV'den maçın son çeyreğini izlemek de ayrıca keyifliydi.

Herkesi ve mücadelelerini tebrik ederim. Gerçekten harika bir gece geçirdik. Önemli maçlara gelenler evlerine döndü. Şimdi Antalya maçı ile birlikte ben yine salondayım... Herkesi beklerim.. Bu takım her maçta desteği hakediyor.

12 Ekim 2010 Salı

Cumhurbaşkanlığı'na Doğru


Türkiye Kupası maçlarını sayıyorum. Bence sezon asıl şimdi başlıyor. Geçen seneye de böyle başlamıştık. Fotoğraftaki gibi.. Ben de o fotoğraftayım.. Hayatımdaki en keyif aldığım 10 Efes maçından biriydi.

Geçen sene play off döneminde şehir dışına çıktığım için uzun süredir canlı canlı Efes maçı izlemiyorum. O açıdan keyfim yerinde. Gerçi maçın İstanbul'da olması abukluk... Ankara'da veya başka bir şehirde olmalıydı. Kulüpler düzeyinde basketbol maçlarında Türkiye'de zirve yapan bu eşleşmeyi başka şehirlerdeki insanların da izlemesi lazımdı. Özellikle Ankaralı Efesliler'in çok büyük hayal kırıklığına uğradıklarını biliyorum. Maçın D-Smart platformunda olması da ayrıca konuşulması gereken bir şey. Umarım uydudan şifreye girmezler de herkes izler...

Maça gelince favori FB Ülker... Oyun kurucu ve forvet pozisyonunda denklik veya az miktarda Efes üstünlüğü varken uzun pozisyonunda durum malum... Lavrinovic, Kaya, Mirsad, Oğuz ve Vidmar'a karşı sadece Roberts ve Dudley.. Biraz da mecburen Nachbar... Gerçi Kerem Gönlüm'ün oynayıp oynamayacağını bilmiyorum. Olympiakos maçından sonra Cumhurbaşkanlığı'nda oynayıp oynamayacağını sorduğumda, belli olmadığını uğraştıklarını söylemişti. Yarın belli olur oynayıp oynamayacağı..

Yani şu anki uzun rotasyonunda durum çok parlak görünmüyor. Hele Furkan Aldemir'in Efes pota altında topladığı ribaundları gördükten sonra mesele daha rahat anlaşılıyor.. Hatta Olin Edirne'deki Smadjiski bile çok rahattı. Olympiakos maçında da durum farklı değildi aslında. Ama bu maçlarda Efes'in olumlu bir yönü de vardı. Takım, uzun sorununun farkında ve olması gerektiği gibi oynamaya çalışıyor. Yani rakip uzunlara top inmemesi için takdir edilesi bir gayret gösteriyorlardı. Ama bu yarın ne kadar işe yarar göreceğiz..

Her neyse... Yarın salondayız.. Formalar hazır.. Atkı ve şapkamda... Hatta konfetiler de... Yarın ola bayram ola...

10 Ekim 2010 Pazar

Efes Pilsen 1993-94 mavi forması


Efes Pilsen'in bu sezonki mavi forması dikkatimizi çekti. Mavi renk göz tırmaladı. Ama Efes bu rengi ilk defa kullanmıyor. 1993-94 sezonunda, yani benim Efes'i takip etmeye başladığım sezonda da Efes bu rengi kullanıyordu. Reebok'ın formaları hazırladığı sezonda renk çok net hatta şu andan biraz daha açık bir mavi idi. O zamandan kalma bir fotoğrafla anılar canlansın.

Ama kırmızı çizgilere de dikkat etmek gerekiyor. Çünkü Efes formalarının mutlaka bir yerlerinde kırmızı vardır. Bu seneki formada kırmızı olmaması da dikkat çekici...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Efes Pilsen'in Yeni Transferleri


Efes Pilsen'in yeni sezon öncesi transfer çalışmalarından, takıma katılan isimlerden memnun olmayanlar var. Bunun asıl nedeni, insanların Efes Pilsen'in geleneğine aykırı bir şekilde dikkat çekici transfer yapılmamasını görmeleri. Ama bu tamamen bir yanılmsama. Bu yanılsamayı oluşturan şey de Ergin Ataman'lı dönemdeki pahalı ve Avrupa'da ses getiren transferler gözleri o kadar büyüdü ki yanlış anlamalara neden oldu. Ergin Ataman pahalı transferleri iddialı kadroları ve büyükj hedefler koymayı sever. Efes Pilsen'e tekrar geldiği ilk sezon transfer ettiği Mario Kasun, Kakiouzis, ve Vujanic Avrupa'nın en üst seviye oyuncularındandı. İkinci sezon çıta daha da yükseldi. Rakocevic, Nachbar hatta Santiago yine Avrupa piyasasında son derece dikkat çekici transferlerdi. Peki böyle önemli transferler Efes Pilsen tarihinin genel karakteri mi? Hayır.. Burda bahsettiğim son 2 sezonu unutun. Geçmiş Efes Pilsen transferlerinde ne zaman bu sezondan çok farklı kalibrede oyuncular geldi ki takıma. Efes Pilsen her zaman iyi yerli oyuncular ve orta-orta üstü yabancılardan kurulmuştu. Efes Pilsen'in bu sezonki transferlerine bütçe azaltılması, hedef küçültülmesi gibi yaklaşmak bence doğru değil. Efes Pilsen 2 senedir harcadığı aşırı paralardan vazgeçti. Klasik transfer bütçesine döndü o kadar. Yani çeyrek finallere abone olduğu, hatta çeyrek finalin başarısızlık kabul edildiği dönemdeki seviyeye...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Seri Başlasın

Sene başından beri onca maç oynandı. Yapılan 257 adet maç sadece saha avantajının hangi takımda olacağını belirledi. Sene başında yapılan tahmin bire bir gerçekleşti. Diğer takımlar Efes Pilsen'i nerdeyse hiç bir maçta ve her iki takımı da en azından play off'ta bir kez bile alt edemedi. Zaman zaman çekişme yaşansa da asıl sonuç değişmedi. (Tabi yarı final için Banvit ve BJKCT'nin hakkını yememek lazım. İki takım da 1 maç kazansa asla şaşırmazdım..)

Yeni bir play off finali daha izleyeceğiz belki. Kendi içinde yenilikler heyecanlar olabilir. Ama neticede Efes Pilsen - Ülker finalleri yerini Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker finallerine bıraktı. Aslında gelenek değişmedi.

Efes Pilsen hükümet zoruyla kapatılma baskısı altında. Onun dışında takımda Shumpert ve Kasun'un hafif sakatlıkları var. Yine de takım formda. Aylardır maçlarının çoğunda fark atarak rahat galibiyetler aldı. Nispeten zorlandığı Beşiktaş Cola Turka karşısında bile az farklı galibiyetler almadı.

Fenerbahçe Ülker sakatlıklarla boğuştu sene başıdan beri. Sakatlananlar, iyileşenler, kulüp içi ceza alanlar vs. Şu anda bile sahaya hangi oyuncuların çıkacağını bir çırpıda söyleyemiyorum. Bir de futbol takımının en azından taraftar üzerinde yarattığı tramva var. Bu durumun taraftarı üzerinde yaratacağı etkiyi merak ediyorum.
İlk maçta yokum. 2. maçta salondayım. 4. maçta da eğer uçağımda rötar olmazsa salondayım. eğer 5. maça kalırsa, haftasonu olacağından salonda olurum. 6. maça Allah kerim...

6 Mayıs 2010 Perşembe

Efes Pilsen Gap Arena'da

İstanbul'da doğru düzgün futbol maçına gitmeyen biriyim. Hayatımda en çok futbol maçını Ankara'da izledim. Gençlerbirliği'ni Ankara yıllarımdam beri -Cavcav'a rağmen- severim. İstanbul'da tek izlediğim maç Beşiktaş'ın bir Lazio maçıydı. Ama kalktım Maraş'tan Urfa'ya gittim. Gittiğime de değmedi. Eğer vakit olursa izlenimlerimi paylaşmak istiyorum ama şimdilik iş zamanı.

Efes Pilsen benim olduğum her yerde: